Maksud Ali: Seçim Ve Temsilde Türkler

Ülkemiz çok etnik, çok dinli olmasına rağmen sık sık kulandığımız söylemler arası:  “Bir millet iç dünyasını değiştirmedikçe, Allah da onların halini değiştirmez”(Kuran-ı Kerim)ve “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz”  (Hadis-i Şerif) geçer. Kutsal kitabımıza karşı çıkacak kişi, kurum arayışında değilim, hedeflediğim konu ülkemizde azınlıkta olan Türklerin(%3.85) zor dönemden geçtiklerini ve gizlemenin bir anlamı kalmadığıdır. Seçim sonrası düşüncelerimi aktarmak daha kolay  diye değil, bildiğim gerçekleri paylaşmam ve değişmemize yol açılacağı beklentisi ağır basıyor. Siyasi ve devlet krizin oluşmasında Türklerinde  payının olması düşündürücüdür.

Gelir dağılımı adaletsizliği, rüşvet, yolsuzluk, hukuksuzluk, bölgesel kalkınma eşitsizliği, torpil ve kayırma gibi devlet hastalıklarından en büyük zararı soydaşımız  sırtında hissetmiş olmalıdır. Son 11 yıl Hristiyan-Demokrat kökenli VMRO – DPMNE milliyetçi partisi önce ben, partim, milletim, dinim sonra devletim ve diğer toplumlar ilkesi ülkemizi kaosa sürükledi. Bu ayrımcı ortaklıklardan Türkler uzak durmalıdırlar. Çünkü  Türk partisi (TDP) ortak diye soydaşımızdan destek istemesinin aldatma olduğunu hepimiz gördük. Üsküp 2014, Ohri İmaret, Manastır, Pirlepe açığını kapatmak zorlaştı ve dışardan gelen destekler kesin yetmeyecek.  Seçim kampanyasında  ırkçı iktidar cepheleştirici, ayırıcı üslup politikalarını sürdürdü. Bilenler(varsa) konuşmazsa, vatandaş ne söylesin kaidesini ülkemizde soydaş ve dindaşımız  seçimlerde bozdu. Seçim neticelerinde, ırkçı iktidar koalisyonunun (iki Türk partisi ortak TDP-TMBH) 51 milletvekili karşısında muhalefet cephesi (bir Türk partisi ortak THP) 49 milletvekilli ve dört  Arnavut partisi toplam 20 milletvekilli  ile yeni hükümet kurma seçenekleri ile yerel seçimlere gidilecektir (Mart 2017). Siyaset imkan sanatıdır ama ezilenlerin de şuurlu oy kullanmaları iktidara en iyi cevap oldu.

Makedonların çoğunluğunu oluşturduğu belediyelerde Türklerin çoğu iktidara karşı oy kullanması, Arnavutların çoğunluğunu oluşturduğu belediyelerde (Vrapçişte, Gostivar) ise Türk partileri (TDP,TMBH) ortak diye çoğu Türk seçmeni  ırkçı iktidardan yana oy kullanmaları araştırılmalı ve önlemler alınmalıdır. TDP’de bölgecilik sendromu devam ediyor, çetebaşı Kenan Hasipi’nin kirli oyunlarının bedelini saf soydaşımız ödüyor. Hafız, hacı, hoca, eğitimli kişilerin ırkçı iktidarı desteklemesindeki sebebin köylüm hatırı, kariyer ve kişisel çıkarların olması ürkütüyor insanımızı. Seçilecek  bir milletvekili, bir-iki atanmış yönetici uğruna bir medeniyet ve kültüre haksızlık yapılmaktadır. Çetebaşı Kenan Hasipi oluşturduğu itaat kültürün devamını ırkçı-şöven Hristiyan-Demokrat milliyetçi partisine karşı da uygulanması bir felakettir. Kenan’a  itaat ve Nikola’ya itaat bir değildir. İbadet ve duaların en çok olduğu bölgemizde haç ve kiliseyi desteklemek tarihimize leke düşürmektir. Zulme karşı direnen onurlu soydaşımıza eyvallah, boyun eğen soydaşımız muhasebesini yapıp değişir inşallah. Zulüm karşısında Hüseyin olmayı tercih edenlere selam olsun.

Seçim neticelerinin analizleri gösteriyor ki 2001 yılı iç savaşı sonrası gerçekleşen seçimlerde Arnavut partilerine yönelen Türk seçmenlerinde büyük azalma oldu. Irkçı-şoven iktidar VMRO-DPMNE koalisyonuna yönelen Türk seçmenin oylarındaki büyük düşüşün sebeplerini  iki  Türk partisi (TDP ve TMBH) değerlendirmesini yapsın. Değerlendirme kabiliyetleri  var mı bilemem ama şoven iktidarın anayasal ve yasal haklarımız olan başta Ohri Çerçeve Anlaşması, hakça ve orantılı temsil ilkesini kötüye kullanarak Türkleri ve Türk kurumlarını kontrol etmektedir. Bu düzeni bozma zamanıdır. Arnavut partileri Arnavut seçmenin eğilimini nasıl değerlendireceklerini  kendileri yapacaklar mutlaka. Arnavut parti liderlerinin Arnavutluk ve Kosova yöneticileri  ile bir masada oturmaları hepimize mesajdır. Bir sıkıntı var…

Yolsuzluklar, siyasallaşan devlet organ ve enstitülerinin çözümü Pribe raporunun uygulamasından geçer. Arnavutluk Dışişleri  Bakanı Buşati’nin ülkemizde adalet,eşitlik,hürriyet çağrısı yanlız Arnavutlar için değil hepimiz içindir. Demokrasi, karşılıklı hoşgörü ve uzlaşma ile hayat bulur. Seçim öncesi ırkçı söylemler,sonrasında ise hükümet kurma günlerinde melek olma taktikleri  bu seçimlerde zorlaştı. Seçim taktiklerinde Türkler kurban edilmemelidir.DEĞİŞİM ŞİMDİ!