Maksud Ali: İktidar Oyunlarında Irkçılık

Ülkemiz çok partili sisteme geçerken milliyetçi partilerin kurulmasına da yol açıldı.VMRO DPMNE kurulup, Makedon asıllı milliyetçilerin yuvasına  dönüştü. Hristyan-demokrat kökenli olduğu için Türklerin yanaşması, desteklemesi düşünülemezdi. İktidar olmamış bir partide maddi çıkar olmadığı için Türklerin de uzak durması normaldi. Yerel seçimler ile elde ettikleri  bazı belediyelerden sonra 1998 yılında hükümet kurmaları, onlardan uzak duran kesimlerin de ilgisini çekmeye başladı. Muhalefette ırkçılık ve iktidar döneminde ırkçılık bir olmadığını hükümet ortağı Arnavut Partisi’nden (ADP) öğrenmiş oldular. Rüşvet,particilik, görevi kötüye kulanmak, çıkar çatışması, seçmeli adalet gibi kötü hastalıkların çoğalması demokrasiye zarar vermeye başladı. İç savaş yeni anayasayı (OÇA) getirdi. Anayasa değişikliklerinden  memnun olan Arnavut partileri için yeni dönem başladı. Hakça ve orantılı temsil ilkesi uygulaması ile bazı haksızlıkların düzeltilmesi ümit veriyordu. Bazı belediye sınırları ve yönetimlerin elden gitmesi  korkusu tekrar VMRO DPMNE ırkçılığını harekete geçirdi. 2006 yılı seçimlerinde 45 milletvekili ile hükümet kurmayı başardı. Son seçimlerde toptan 120 milletvekilinden  51 milletvekili ile hükümet kurmayı başaramayınca tekrar ırkçılığa soyundu. Şimdi  11 yıl iktidar döneminde siyasallaştırılan devlet kurum ve kuruluşların  gücünü suistimal ederek devir teslimden korkmaya başladı. Yugoslavya’nın dağılmasında yani yeni sisteme geçildiğinde bu zorbalıkla karşı karşıya gelmedik. Kan dökülmeden bağımsızlığını kazanan Makedonya, bugün yolsuzluklara boğulan bir yönetimin savaş çağrıları neyi  gösteriyor acaba? Muhalefetin 49 milletvekilli ve 18 Arnavut partili milletvekillerin  imzaları parlamentoda çoğunluk demektir. M.C. Cumhurbaşkanı İvanov’un manipülasyonları AB aday ülkesine yakışıyor mu? İki hafta AB karşıtı gösterilerin arkasında iktidar partisi olduğunu gizlemek mümkün değil. Çünkü  sanık eski Başbakan Nikola Gruevski’nin vatandaşlara yönelik çağrısı kamuoyuyla paylaşıldı. AB ve ABD’ye yönelik sert, kaba, aşağılık sözlerden kimin faydası olabilir muammasına yer kalmıyor. Hesap vermeden kurtulma gayretlerini kendilerinden beklemek normal olabilir. Azınlıkta olan Türklerin yolsuzluklara boğulan bir ırkçı iktidarın ortaklığına ne diyebiliriz? Populizm ile iktidarı ele geçirmek, hükümet çoğunluğu sağlayamayınca populizm ile devir teslime karşı çıkmak bir zulümdür. Zulümden Türklerin hiçbir faydası olmamalıdır. Arnavut platformunu (deklarasyonu) hükümet kuramayınca kötülemek ”Arnavutlara ölüm”, ”Temiz Makedonya” slogan ve parolaları yetmeyince AB karşıtı sloganları inandırıcılığı kalmıyor. Makedonya Bilim ve Sanat Akademisi(MANU) meclisinde tek ses hakimiyetinden eser kalmadığını görüyoruz. Akademik Macunkov konuşması iktidar sözcülüğüne dönüştü yani Arnavut partileri deklarasyonu sözde büyük Arnavutluk kurulması anlamını taşıyormuş. Genelde Hristyan kökenli ülkemiz Arnavutlaşma ve İslamlaşmaya  karşı gelmemize işaret ediyor demekmiş. Bu konuşmaya karşı Abazi, Zekiri, Starova, Çulafkova gibi akademisyenlerin karşı çıkması iyi sinyaller veriyor. Akademik Macunkov Makedonya ansiklopedisi  ile başaramayanı ırkçı, gerçekdışı konuşmaları ile başaracağı kesin gözükmüyor. İki milyon çok etnikli bir devlette derin devletin arzu ettiği gibi gerçekleşmesi kolaylığı mazide kaldı gibi hissedilmeye başladı. Kaos ortamı yaratmak eskisi gibi kolay değil de ırkçı iktidarın kucağından kurtulmayı düşünmeyen Türk partilerine ne diyelim? Bir-iki koltuk uğruna ırkçılığın köleliğini yapmak soydaş ve dindaşımıza haksızlık değil midir? 2002 sayımlara göre yüzde 25.1 Arnavut,yüzde 3.85 Türk olduğu halde, fakirleşen soydaş ve dindaşımız çareyi göçte görmektedir. Göçün adresi AB ülkeleri ve ABD olduğunu bildiğimizde, AB karşıtı gösteriler kime fayda getirdiğini görmek kolay değil mi? Bu krizden  beslenen yolsuzluklara boğulan iktidar ırkçı partisinin bir grup olduğu aşikardır.Özel Yetkili Savcılık çalışmalarına engeller çıkararak zaman kazanmadan öteye gitmez. Hükümet devir teslimden değil, savaş çıkarmaya hazır olan bir yapıyla karşı karşıya olduğumuzu Türkler olarak bilmeliyiz. Yolsuzluk, haksızlık, Türkleri en çok etkilediği bir gerçek ile baş başbaşayız. Irkçılıkla iktidara gelen hükümet, en zengin Avrupa partisi olmasına destek olan Türk parti ve derneklerini tarihimiz unutmayacaktır. Gelecekte zengin muhalefet ırkçı partiisi Türkleri nasıl ve ne kirli işlerde kulanacağını bugünden hissetmek zor değil.