DENİZ MEMEDİ: Kriz Erken Seçimle Çözümlenebilir

Sitemize özel demeç veren siyasi analist Deniz Memedi, hükümetin kurulma süreci ve gelişen olaylar ile birlikte oluşan ’’krizden’’ çıkışın yeni bir erken parlamento seçimleri olduğunu söylüyor. Memedi’ye göre DPMNE’nin Arnavut siyasi partilerinin ortak deklarasyonuna karşı gerçekteki en büyük probleminin Özel Yetkili Savcılığın görev süresinin uzatılması olduğunu, bu kurumun görev süresinin uzatılmasının son 10 yılda yapılan yasa dışı işlerin ortaya çıkmasından endişe edildiğini belirtiyor.

  1. Makedonya’daki Arnavut siyasi partilerinin hükümeti kurma sürecindeki öncelikleri neler olmalıdı?

Arnavut siyasi partilerinin hükümetin kurulma aşamasındaki öncelikleri konusunda bir konsensüs’e vardıkları düşüncesindeyim. Bu öncelikler Arnavut partilerinin imzaladıkları ortak deklarasyonda yer alıyor. Fakat bu ortak platform farklı görüşler tarafından farklı yorumlanıyor, özellikle VMRO-DPMNE tarafı deklarasyonun ülkeyi federasyona götürdüğünün propagandasını yapıyor. Burada en çok tartışılan konu Arnavutça’nın ülke genelinde resmi dil olması. Ve görüşlerine göre Arnavutça’nın ülke genelinde resmi dil olması Makedonya’nın üniter yapısının bozulması anlamına geliyor. Bana göre bu tez gerçeklikle örtüşmemekte, çünkü dünyada iki veya daha fazla dilin resmi dil olduğu ve yine de üniter olan devletler var. Örnek olarak Finlandiya’yı alabiliriz, oranın anayasasına göre ülke üniter bir devlet fakat Fince’nin yanın sıra İsveç dili de oranın resmi dili, oysa ki Finlandiya’da yaşayan İsveçlilerin sayısı %5’ten daha az.

Bence Arnavut siyasi partilerinin ortak deklarasyonundan doğan en önemli korku, Özel Yetkili Savcılığın görev süresinin uzatılmasını kapsayan nokta. Bütün olay bundan ibaret. Bu kurumun görev süresinin uzatılması, 10 yıldır yasa dışı işlere bulaşanların adaletin önüne çıkarılacakları anlamına geliyor. İşte bu durumun da DPMNE’ye hiç ama hiç uymadığını anlıyoruz. Son günlerde yaşanan gelişmelere göre DPMNE ve Arnavut siyasi partilerinin, imzalanan deklarasyon konusundaki belli görüş ayrılıkları sebebiyle hükümeti kuramayacakları görülüyor. Böyle bir durumda hükümeti kurma görevinin SDSM’ya verileceği, ondan sonra ise onların Arnavut siyasi partilerinin imzaladıkları deklarasyon hakkında düşüncelerini duyma fırsatımız olacaktır, çünkü kendileri şimdiye kadar hiçbir görüş belitmediler.

  1. Olası yeni bir erken parlamento seçimlerinin yapılması Arnavut vatandaşlarına, Ali Ahmeti ve DUİ’ye uygunmudur?

Yeni hükümetin kurulması ile ilgili yaşanan gelişmelere göre, SDSM bu aşamada birçok engel ile karşılaşacak ve muhtemelen yeni bir erken parlamento seçimlerine gidilecektir diye düşünüyorum. Eğer SDSM, Arnavut siyasi partileri ile anlaşır ve hükümeti kurar ise, yeni bir erken seçim riskine girmeyecektir. Çünkü DPMNE ve çevresindeki medya, analistler, akademisyenler zaten 11 Aralık Erken Parlamento seçim kampanyası süresince ve ondan sonraki dönemde sürekli SDSM’ya karşı devleti satmak, federasyona sürüklemek gibi söylemleri kullandılar. Bu gelişmelerin devamında muhtemelen büyük protesto gösterileri düzenlenecek, bu eylemler ile devletin istikrar ve güvenliği etkilenecek hem de en büyük kaybı SDSM görecektir.

DUİ ve Arnavutlara yeni bir erken seçimin uygun olup olmadığı konusunda gelirsek, DUİ 10 yıllık bir dönemde DPMNE’ye ‘’körü körüne’’ inanmanın bedelini 11 Aralık’ta yaşadığı büyük oy kayıpları ile ödedi. Arnavutların %96’sı, Gruevski’ye ve onun diğer etnik topluluklara karşı siyasetine, negatif bir tutum sergilemektedirler. Olası bir erken seçimde benim düşüncem DUİ’nin oy olarak aynı pozisyonda olacağıdır. Büyük bir ihtimalle BESA ve Arnavutların Birliği koalisyonlarının oyları artabilir. Buralar başta kararsızların oyları ile DPA’nın oyları kayacaktır, DPA ise eskiden PDP’nın yaşadığı ve yok olduğu kaderi paylaşacak ve siyasi arenadan yok olacak gibi görülüyor.