Ya Makedonya’da Türk Muhalefet sorunu varmı?!? – İlhan Rahman

Geçen hafta sitemizdeki yazımda Makedonya’da muhalefet sorunu olup olmadığını şahsi düşünce ve görüşlerime dayanarak yazmaya çalışmıştım. Konu hakkında yazılacak daha uzun şeyler olduğu kanısındayım, tabi bir de yazdıklarıma katılanlar ve tepki verenler de olması gayet doğal olacaktır. Makedonya’daki siyaset  büyük Makedon partileri tarafından şekillendirilmektedir. Her ne kadar Arnavut partilerinin de siyasi arenada belli bir ağırlığı olsa da, hiç kuşkusuz ülkedeki siyasetin lokomotivi iktidardaki Vmro-Dpmne ve ana muhalefet olan Makedonya Sosyal Demokratlar Birliği (Sdsm) oluşturmaktadırlar. Geçen haftataki yazımda bu iki en önemli aktör üzerinden ülkede muhalefet sorunu konusunu yazmıştım. Seçim arifesinde ve büyük bir siyasi krizin doruklarındaki ülkede Türk siyasetinde muhalefet sorunu olup olmadığının da yazılması, konuşulması ve gündeme gelmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Makedonya Türk siyasi tarihini son dönemde buna merak salan belli bir kitleye bir şeyler üretmeleri ve biraz uğraşmaları için (sonrasında gerçekleri bizim tarafımızdan yazılma sözü vererek) bırakacak olursak 2008 yılından bu yana iktidarı zapteden koalisyonun yazıya konu olan kısmını ele alacağım. 2008 yılında Vmro-Dpmne ve Türk Demokratik Partisi (TDP) koalisyonunun hangi ve nasıl şartlarda kurulduğunu bugünün sözde siyasetçileri o dönem misket oynadıkları için bilmeyebilirler ama hatırlatmamızda fayda olacaktık, öyle ki söz konusu bu koalisyonun telefon görüşmesi üzerinden, partinin yetkili organlarının haberi ve rızası alınmadan Genel Başkan tarafından keyfi olarak kurulduğu konuya hakim kişiler tarafından bilinen bir gerçektir. Keyfi ve şahsi olarak kurulan bir koalisyondan gerçek manada millete ve ülkeye hizmet beklemek akla ziyan bir durumdur.

Yine geçen yazımın bir bölümünde Tdp’nın koalisyon ortağı olan Vmro-Dpmne’nin muhalefet Sosyal Demokratlar Birliği’ne karşı sürekli ‘’proğramının olmaması’’ söylemini kullandığını yazmıştım. Bu soruyu soranların bir de Tdp’nın proğramı olup olmadığına bakmalarında fayda olacaktır. Çünkü bu partinin proğramı mevcut genel başkanları koltuğa oturduğundan bu yana, yani 05.04.2003 yılında Ohri’deki kongrede onaylandıktan sonra hiç değişmemiştir. Parti proğramının değişmemesi sadece iki sebepten ötürü olabilir. Bunlardan birincisi partinin aktif olmamasından kaynaklanırken; ikinci seçenek ise proğramdaki hiçbir hedefin tutturulmadığı, dolayısıyla 2003 yılından bu yana partinin resmi proğramında yazılı olan hususlar için bir verim alamamasıdır. Kaldı ki iki sebebi de bu parti için geçerli sayabiliriz.

Sekiz yıllık iktidar döneminde Tdp’nın tek varoluş sebebi ve siyasi vaadi, Ohri Çerçeve Anlaşmasından doğan hakça temsil ilkesi üzerinden Türkleri devlet işine koymaktan öteye geçememiştir. Her fırsatta bu ilkeden doğan anayasal hakların uygulanmasında büyük başarı ve netice olduğunu söyleyen parti yöneticileri, bir de devletin resmi verilerinin ne söylediğine bakmalıdırlar. Vmro-Dpmne’nin devlet işine aldığı kendi üye ve sempatizanlarını kamuoyundan gizleme çabaları belli bir kesim içinde netice bulsa da, koalisyon ortaklarını ateşe atmaktan kaçınmamaktadır. Öyle ki Tdp’nın tek siyasi kozu olan ’’devlet işi’’ konusunda nekadar başarılı olduğunu, bir de diğer koalisyon ortaklarının veya diğer etnik toplulukların başarı verilerine bakarsak anlayabiliriz. Siyasi arenadaki tek söylemini bile tutturamayan bir iktidar partisinin, Makedonya Türküne ekonomik, sosyal, eğitim, kültür ve benzeri alanlarda kazanımları elbette ki olamaz. Yine aynı parti yöneticilerinin belli başlı başarısızlıkları iktidar ortağı oldukları Vmro-Dpmne’ye atma çabaları da siyasi ahlak ve ciddiyetten son derece uzaktır. Hernekadar iktidar koalisyonunda ’’zurnanın son deliği’’ olunmuş olsa bile, bugünekadar Vmro-Dpmne’nin yürüttüğü siyasete, söylemlerine ve eylemlerine her boyutuyla ortak olunmuş, hiçbir konu ve hususta aykırı veya farklı bir görüş sergileyememiş olmaları aralarındaki bağların ya da başka bir deyişle TESLİMİYETİN kanıtıdır.

Ülke son 8 yılda bütün toplumsal ve kamusal alanlarda çöküş yaşarken, aynı istikamette Türklerin toplumdaki konumu da gerilemiş iken bir siyasi başarıdan söz etmek millete ihanetten başka bir tabir ile açıklanamaz.

Peki bu durumda Türk muhalefet neyi değiştirebilir sorusu akıllara gelebilir. Ama son 2-3 yılda Makedonya Türk siyasetine göz atacak ve biraz vicdanen gerçekçi olursak, bu dönemde Türk siyasetine muhalefetin yön verdiğini kabulleneceğiz. Öncesinde tamamiyle pasifleşmiş bir siyasi yapı varken, muhalefette yaşanan değişim, hareket ve aktifleşme, mecburen iktidar partisinin de yıllar sonra bir bazı şeyleri değiştirmesine vesile olmuştur. Özellikle Makedonya Meclisinde, Türk siyaseti için ibre tamamiyle muhalefetten yana olması artık geniş kamuoyu tarafından kabul gören bir husus. Hernekadar ülkedeki gerek kamu yayın organı olan Makedonya Radyo Televizyonu, özel televizyon ve gazeteler muhalefete karşı hala sıkı bir sansür uyguluyor olsalar bile halk arasında bazı gerçekler artık bilinmektedir.

Uzun yıllar iktidar olmanın verdiği rahatlık ve pasiflik ile milletin nezdinde kredisini çoktan tüketmiş olan iktidardaki Türk partisine göre muhalefetin getirileri kıyaslanmayacak kadar fazla olacaktır. Zararın neresinden dönülürse kârdır mantığı artık Makedonya Türkü için de Makedonya’nın her vatandaşı için de geçerli bir gerçektir.

Toparlayacak olursak, Makedon siyasi blokunda olduğu gibi ülkedeki Türk siyasi blokunda da bir muhalefet sorunundan söz etmek haksızlık olacaktır. Bunun tam aksine yine tekrarlayacak olursak ülkedeki en büyük sorun İKTİDAR SORUNUDUR.  Hernekadar iktidar kendisinin her başarısızlığı için muhalefeti, dış mihrakları, yabancı istihbarat servislerini suçlu gibi gösterse de, bütün sorunların anası kendileridir.

Bir de iktidardaki Türk siyasi partisinin yönetici ve sempatizanları tarafından üretilen bir teoriyi yazmadan edemeyeceğim. Kendilerini her şartta daimi iktidar gören, olası bir değişimde bile yine iktidar olacaklarını dillendirmeleri, muhalefet korkularının ne denli büyük olduğunu göstermektedir. Soydaşımızı boş ve yalan propaganda ile kandıracaklarına kendilerini uzun sürecek bir siyasi muhalefet dönemine hazırlalarını tavsiye ederim. Siyasette üreterek, hakederek ve çabalayarak bir şeyleri kazanmaktan aciz kişilerin muhalefetten korkmalarını da normal karşılamaktayım.

Makedonya’da değişim artık kaçınılmaz adım adım ilerleyen bir realite, siyasi değişim ülkeyi gerçek rayına oturtmak hedefi ile geliyor. Öyle ki değişim tel tel, lif lif, hücre hücre çalışacak, sonrasında mı? İyi güzel şeyler olacak 🙂