Uzmanların Dışlanması Ülkemizin Eğitim Başarısını Düşürüyor – Dr. Elvin Hasan

Bölgemizdeki ülkeler kalkınırken, AB’ye entegrasyonlarında ilerlerken Makedonya vatandaşları yıllardır olup bitenleri seyredip duruyor. Mevcut iktidarın uzlaşmadan uzak ve etnik dini çatışmaya dayalı politikalarında 10 yıl oluyor yerimizde sayıyor ve geriliyoruz. Olumsuz gelişmeler yaşanırken içeriye gerçeklerin yansımaması için otoriter iktidar ellindeki bütün imkanları kullandı ve hem dışarıya hem içeriye iyi bir kamuflaj yapmayı başardı. AB Makedonya için yeniden vizeleri getirmeyi kararı almayı gözden geçirdi. Şansımıza kendi çıkar ve prensiplerinden AB vazgeçmiyor ve hala serbest dolaşım hakkına sahibiz. Bir ülkenin kalkınması, o ülkenin eğitim sistemiyle yakından ilişkilidir, eğitim en büyük yatırımları yapmamız gereken, en iyi uzmanlarımızı içine katmamız gereken özel bir alandır. Yani yeni nesiller için parlak bir gelecek istiyorsak eğitim kalitesini yükseltmemiz, dünyada gelişmiş ülkelerle taşınabilir seviyeye getirmemiz gerekmektedir. Aksi takdirde işsizlik oranımız çok yüksek olur, ülkemizde refah olmaz, çeşitli huzrsuzluklar çıkar ve ,,uyanık cahiller’’ dini ve etnik çatışma kartı üzerinden manipulasyonlar yaparak hüküm sürmeye devam eder, bugüne kadar yaptıkları gibi. Oysa insanlarımız bu tür gerginliklerden çok yoruldu ve yıprandı, çatışmaya harcanılan enerji benim için boşa harcanmıştır. Demokrasi gereğini yapıp sorunları çatışma ortamından uzak aydınların çözmesi gerekmektedir, enerjimizi uzlaşmaya harcamalıyız. Bunun yanı sıra sorunların çözümünde Makedon ve Arnavutların yanı sıra diğer etnik toplulukların da yer alması gerekmektedir, bu vatan sadece iki etnik unsurun değildir.

Etnik ve dini çatışmalar topluma o kadar işlenmiş ki çocuklar en küçük yaştan diğerlerine veya kendinden farklı olanlara karşı önyargıyla yaklaşıyorlar, tabiki bunları küçüklere büyükler enjekte etmiştir. Oysa bizim daha ciddi sorunlarımız var. Her yeni ders yılının başında ilk göze çarpan öğrenci sayımızın azalmasıdır, istatistik bilgisi olmayanlar bile bu durumun farkındadır. Ülkemiz bu gerğinliklerden refaha bir türlü kavuşamamış, bu sebepten ekonomik ve sosyal sebeplerden en büyük göçü veren ülkeler arasında birinci sıralarda yerini almıştır. Okul sıralarında on yılda 25% kadar öğrenci sayımız azalması endişe vericidir. Bu durumun en önemli sebeplerinden biri sorumluluk sahibi olmayan, eğitimde tek bir gün bile tecrübesi olmayan ona ragmen Eğitim Bakanı ve Bakanlıkta yönetici olanlarla başlıyor. Tabiki eğitimde tecrübesi olmayanlar ve içinde bulunmayanlar eğitimdeki sorunları sağlıklı bir şekilde tartışmaya açmalarını ve çözüm üretmelerini bekleyemeyiz. Ben yaptım oldu anlayışı ile devam ediyorlar ve bu anlayış ilkokullardaki ve diğer eğitim kurumlarındaki müdür ve yöneticilere kadar yansımaktadır. Bir okul yöneticisinin seçiminde bile müdür olacak şahıstan iktidar partisine bağlılık ve destek aranmaktadır. Hatta parti için neler yaptı, seçimlerde nekadar katkısı oldu, yakından incelenmektedir. Müdür atandıktan sonra öğretmen atama veya görevlendirme yaparken aynı şekilde bu prosedürü işlemekte, hatta partinin üst mevkilerinden bulunan veya yerel ,,kadrolarına’’ sorulmaktadır, bazıları için kadro demeye dilim varmıyor da neyse… Bu yazdıklarımı ülkemizde bilmeyen yoktur ve eğer öğretmen, müdür, Eğitim Bakanlığı’ndan memur ve yönetici olma niyetindeyseniz bu yoldan geçmeniz gerekmektedir. İktidarda bulunan parti ve koalisyon partilerinin, başarısız Eğitim Bakanı kadrolarının saltanatı sürdürmesi için çevrenizden yakın akrabalarınızdan oy toplamanız gerekmektedir. Aksi takdirde mezun olduğunuz üniversiteden başarınız 10,00 da olsa boşuna, Dünyada isim yapmış üniversitelerden de yüksek başarıyla mezun olsanız da prosedür yukarıdaki gibi ilerliyor. Ya buna uyar populist, hayatlarında eğitimle ilgili hiçbir tecrübesi olmayan kişilerin saltanatı için oy toplarsınız, onun yanında sessiz kalmayı unutmayın, yeni uygulama ve reformları onlardan iyi mi bileceksiniz? Biz bu sessizlik içindeyken en iyi kadrolar ülkeyi terk etti, onların düşünce ve fikirlerine önem verilmediği için, çoğunluk çıkar ve şahsi menfati için eğitimimiz çökertenlerin yanında olduğu için… Bu işleyişe uymadığım için ilkokuldaki görevime son verilmişti yıllar önce, gelen tepkiler üzerine göreve tekrar alındım, biraz ,,şanslıydım’’ galiba… Bu saltanat döneminde kaç kadromuzu kaybettik, ülke için nekadar büyük bir kayıp hesabını yapmaya kalkarsak hayal kırıklığımız ve karamsarlığımız daha da büyük olacaktır. Onlar gitti geriye kalanlar bakan ve mevki sahibi olmaya devam ediyorlar. CV’lerine bakmak zor değil google’ye sormanız bakanlık sitesine girermeniz yeterlidir, geçmişlerinde eğitim branşında hiçbir okuldan mezun olmadıklarını, hiçbir eğitim kurumunda tecrübeleri olmadığını görebilirsiniz. Durum böyleyken işin başına geliyoruz, Makedonya terk ediliyor, refah yok, eğitimde başarı yok, başarılı olanlar dışlanıyor ve bu sebeplerden ülkeyi terk ediyorlar. Son yıllarda gidenlerin sayısı o kadar çok ki, artık bu çark dönemez oldu, etnik ve dini çatışmaların sona ermesini, populizmin azalmasını, bunca sıkıntıya sebep olan başarısız siyasilerin yerini başarılı aydınların almasını bir vatandaş olarak bekliyor ve arzuluyorum. Eğitimde ve ülkemizi yakından ilgilendiren bütün diğer alanlardaki sorunlara çare üretmeyi başarılı aydın bürokratlarla çözüm bulmayı istiyorum. Makedonya mevcüt konjektürden daha iyisini hakediyor! Halk mevcut konjektürün dışlayıcı, ayırmcı, baskıcı ve terör içerikli politiklarından çok zor yıllar geçirdi acılar yaşadı ve demokrasimizin bir yerden rahat nefes almasını sağlamamız gerekmektedir. Ben yaptım oldu anlayışı yerine, biz yaptık oldu, toplumun içerisinde hiçkimseyi dışlamadan hor görmeden herkesi kucaklayarak ortak karar alıp uygulamamız gerekmektedir. Çünkü alınacak kararlar herkesi olumlu veya olumsuz etkileyecek, bu durumda ülke genelinde alınan kararlar her kesim tarafından onaylanmalı. Hiçkimsenin herşeyi ele alıp diğerlerinin yerine kararlar almaya hakkı yoktur, bu tarz yaklaşımlar insanımızı ciddi anlamda rencide etmiştir.