Oylar Seçimden İki Ay Önce Sayılıyor

Sivil Toplum Kuruluşu Most’an yapılan açıklamaya göre kamu çalışanlarına ve Devlet memurlarına 22 belediyede baskı yapılıyor. Erken genel seçimlere daha iki ay kala ,,parti makinesi’’ artık alanda bulunmaktadır ve seçmenler üzerine baskılar başlamıştır. Most ve Tsivil, iki toplum kuruluşu ülkemizdeki seçimlerle yakından ilgilenmektedirler. Yaptıkları açıklamalara, şöyle: parti şuebeleri çok hızlı çalışıyor, seçmen listelerini arıyorlar, iş yerleri vaatleri ve tarımcılara destek vaatleri veriyorlar, veya kısacası siyasi rüşvet çok üst seviyeye çıktı.

Tsivilden, Cabir Derala: Maalesef gerçekler bunlar, siyasi rüşvet çok ciddi boyutlarda, iş yerleri vaatleri, tarım destekleri, sosyal yardım, kredi ve makamlar.  Tehditler de hız kazandı, en azından bizim gözlemcilerimizin söylediklerinden bunu anlıyoruz, Makedonya Sosyal Demokratlar Birliğinin dili ve devleti satacağı tezi yayılıyor, iki dilli toplum olacağımızı, Arnavut bayrağının dalgalanacağı idda edilmekte. Bununla seçmenler arasında ayrımcılık yapılıyor ve korku tohumları ekiliyor.

Deralaya göre bu seçimlerde siyasi rüşvet çok parayla desteklenecek. Yapılması düşünülenler arasında Staykovtsi köyünde selzedelere verilecek yardımlar da yer alıyor. Özgür Makedonya Radyosundan duyduklarıma göre yeni borçlanmadan sağlanan paralarla bu çalışmalar yapılacaktır, o 650 milyon avro seçim rüşveti olarak kullanılacak. İktidarın yolladığı mesaj ,,vatandaşlar çok paramız var kim bir şeyler kazanmak isterse bizim seçim makinemize girmelidir, girmek istemeyenler, ülkeyi satmak iseyen hain ilan edilecektir’’. Söylemeliyim ki muhalefet de yaptığı son birkaç gafla buna yardımcı oluyor. Muhalefet liderlerinin demeçleri Anayasa ve Ohri Çerçeve Anlaşması ruhundadır, fakat onlar sonra değiştirilmeye uygun veya söylenirken yeterince düşünmeden söylenmişlerdir.

Seçim gününde VMRO DPMNE yeterli oy almadığını tahmin ederse, seçim sandıklarını kırması ve daha büyük şiddetten çekinmeyeceğini düşünüyorum.

İnsanlar mesai saatlerinde bile iktidar partisi için çalışmak zorunda bırakılmışlardır, mesai sonrası parti toplantılarına gidiyorlar ve orada sorumluklar almak zorundadırlar. Bu bilgileri sadece bizim gözlemcilerimizden almıyoruz, aynı zamanda endişeli vatandaşlardan alıyoruz, bunlar bizim STK’yı aramaktalar.

Most’an yapılan açıklamada veriler üzerinde hala çalıştıkları yönünde, Aralık 2015’den Nisan 2016 yılına kadar hazırladıkları raporda, gözlemlerin yapıldığı toplam 80 belediyeden devlet memurlarına baskı 22 belediyede yapıldığı kanıtlanmıştır. Genelde baskılar insanların ek seçmen bulması ve parti etkinlikleri katılmaları için olduğu yönünde.

Aldığımız bilgilere göre, kamu görevlilerinden seçmen listeleri getirmeleri aranıyormuş, bazılarından üç kişilik, bazılarından ise 10 kişilik seçmen listeleri aranıyor. Durumları iyi bilenlerin dediklerine göre eskiden bu tür baskılar kadrolu olmayan veya işsiz olanlara yapılıyordu, şimdi artık listeler iş yerini koruma şartı haline geldi.

Bu tür baskılar birçok kanun düzenlemesinin ihlal ediyorlar, bunlar: Ceza Kanunun 160 maddesi – seçmenlerin seçim yapma özgürlüğü, aynı kanundan 354 madde makamı kötüye kullanma, Devlet Memurları Kanunundan 73 madde, Seçim Kanunu madde 8-b, Rüşveti Önleme Kanunu madde 16 ve 16-a.

Devlet Seçim Komisyonu ve Savcılık bu suçları ve kanun ihlallerini araştırmak  ve gerekli önlemleri almakla yetkilidir. Bugüne kadar son yıllardaki seçimlerde bu tür suçlar için hiçbir önlem alınmamıştır ve hiçkimse cezalandırlmamıştır. Bu tür suçlar için üç yıldan az olmayan hapis cezası da öngörülmüştür.

Seçim öncesi yapılan ihlallerle ilgili Ufuk Derneği’nin görüşleri yukarıdaki açıklamalarla örtüşmektedir. Makedonya genelinde üyeleri ve sempatizanlarımızdan aldığımız bilgilere göre Türkler üzerinde tehditler ve baskılar çok fazladır. İş yerine uygun olan gençlerimiz bile istihdam edilmemektedir, tek sebebi iktidardaki Türk partisiyle farklı görüşte olmalarıdır. Çalışan Türk devlet memurları üzerinde iktidarın ve onlarla koalisyonda olan Türk partisinin baskısı günden güne artıyor. Birçok seçim döneminde Türk yerleşim yerlerine yapılan polis ve orman polisi baskınları devam ediyor. İktidar Türklere yönelik faşizan ve şoven bir yaklaşım sergiliyor. Soydaşlarımız ayrımcılığa uğruyor, hor görülüyor ve devlet yetkilileri tarafından sürekli cezalandırılmakla tehdit ediliyor. Maalesef son yıllarda olanlar yetmemiş gibi çok daha fazlası son bir yıl içerisinde iktidar tarafından yapılmaktadır, yani baskı ve tehditler iki kat arttı. Türklerin temel insan hakları sorgulanır hale gelmiştir. Mevcut iktidar demokrasi anlayışından uzaklaştıkça, halka uyguladığı zülüm, korkutma ve sindirme politikalarına hız vermiştir. Makedonya Türklerini cesur olmaya davet ediyoruz, her zülmün bir süresi var, bu millet birçok zorluğun üstesinden geldiği gibi bu olanların üstesinden de gelmeyi başaracaktır.