MANASTIR’IN ORTASINDA ZULÜM – Maksud Ali

Ülkemiz Makedonya son 10 yılda VMRO koalisyonunun  kendi  iktidarını garantilemesi için şöven-milliyetçi (hıristiyan-demokrat) politikalara kurban oldu. Çok dinli, etnik, kültürlü bir ülkede başarmanın temelinde hukukun  üstünlüğü önem taşımaktadır. Siyasallaşan devlet organı  ve enstitülerinden adalet ve sosyal adalet beklemek hayal oluyor. Demokrasi savaş mantığı ile değil, karşılıklı hoşgörü, müzakere ve uzlaşma ile hayat bulur. Bedenimizle Makedonya’da, kalbimizle Türkiye’de anlayışı her ülke ve rejimde geçerli olmayabilir, hatta zarar verebilir. Azınlıkta kalan bir toplum olarak (%3.85) dağınıklığımızı hesaba kattıktan sonra örgütlenmemiz önem kazanmaktadır. Resmi sayımlara göre 77.961 nüfuslu bir toplumda 3 Türk siyasi partisi ve 70’in üzerinde dernek ve vakıf iyi örgütlendiğimizi göstermiyor maalesef.

Türk siyasi parti, dernek ile vakıflarımızın tüzük ve proğramlarında Osmanlı döneminden kalma mimari eserlerimize karşı gösterilen önem ve hassasiyeti pratikte görmüyoruz. Birileri için camii ile sınırlı olduğu için durumlar daha da zorlaşıyor aslında, bölge ve belediyelerin etnik ve dini yapısı tarihi eserlerin onarım ve bakımına ilgi ve engeller teşkil ediyor.

Kendi geçmişimizi öğrenmek için tarih, coğrafya, edebiyatımızı öğrenmek şart. Ülkemizde ise öğrenmek zorlaştı. Eğitim, öğretim sisteminde eksiklikler olabilir ama mevcut siyasi ortamda Türk siyasi parti, dernek ve vakıflarımız bu eksikliği gideremez konumda.

Manastır bugünkü siyasi  sınırlar içinde kalma tek eski vilayetimiz. Toplam 95.385 nüfusun 1.610’u Türk (%1.68),  Makedon asıllı 84.616 (%88.7) vatandaş var, ayrımcılığa müsait ve şöven milliyetçi iktidar bunu iyi beceriyor. 1992 yılında şehir merkezinde bulunan saat kuleye haç  takılması bir medeniyete karşı saygısızlığın devam edeceğini göstermişti. Eski bildiğimiz Manastır vilayetinde 70 cami, mescid  vardı, şimdi ancak 10 sayabiliriz. Toplam 8.408 kayıtlı Müslüman (%8.81) için yeterli ama ortak kültür miras anlayışı için yeterli değil. Ülkemizde çarşı ve meydanlarımız hızla yasadışı, hatta zorla  değiştirilmeye devam ediliyor. Özellikle Makedon asıllı vatandaşların çoğunluğu oluşturdukları belediyelerde Osmanlı döneminden kalma mimari eserlerimizin yıkım, tahribatına dur diyecek güç çıkmadı. Yavuz Sultan Selim’in “Cesareti İle Yaşamayan, Esareti İle Ölüyor” dönemini yaşıyoruz. Hacı Mahmut Bey cami (1521/22) harabe, etrafı dükkan, depo, bar çarşısı (içkili) Manastır eski çarşısına benziyor mu? Elveda Rumeli dizisi canlandırması asla değil, acı gerçekler. Müftülük, başta müftü ef. Plumi`nin gayretlerini biliyor ve takip ediyorum ama netice elde etmek hakikaten zor.

Manastır şehir meydanı İshakiye (İshak Çelebi) cami, Yeni camii ve Haydar Kadı camiileri vilayetin nişanlarıdır. İshakiye cami TİKA destekli onarımı beklentilerimi memnun etmedi, Haydar Kadı camii onarımı T.C. Vakıflar Müdürlüğü`nün desteği ile devam ediyor, güzel  eserimiz yüzümüzü güldürecek gibi gözüküyor  ama camii önünde ruhsatsız kilise tapınağı (paraklis) kesin sorun çıkaracak, yeni dikilen bina sevinicimize gölge düşürdü diyebiliriz. Yeni camii sanat galerisi inşaat çalışmaları bir medeniyete, tarihe, kültüre saygısızlıktan öteye gitmiyor. Allah aşkına hangi kilise sanat galerisine dönüştü? 1kg. taş kalıntısından kilise inşaatları, camiiden kiliseye, sanat galerisinden kiliseye dönüşme oldu ve olmaya devam ediyor? Ülkemiz gerçekleri böyle ise şöven-milliyetçi iktidarın ortağı olan Türk partisi (TDP) ne işe yarıyor? Bir iki koltuk için medeniyetimize yapılan haksızlık ve zulüm bu mu olmalı? Hani Makedonya ve Türkiye iki dost ülke idi? Dostluk böyle mi olmalı? Soydaş ve dindaş vergilerimizin medeniyetimize karşı yapılan heykel ve anıtlara harcanması doğru mu? Manastır şehir meydanı İshakiye camii, Yeni camii-Sanat Galerisi (ibadete kapalı), saat kulesi (haçlı) arasında Büyük İskender’in babası Filip II heykeli şöven milliyetçilerin icadı, ”renkli devrim”in kurbanı oldu. Direnişçiler iyice renklendirdiler. Benim medeniyetim, tarih, kültür, partim direnişçilerin boyalarına mahkum, maalesef Türk duşmanlığı içeren heykel, anıtlar hariç tutuldu.

Debboy hamamı Tito döneminde onarıldı, bu yıl market için kiralandı. Ortak kültür miras anlayışımız bu mu? Koalisyon ortakları soruldu mu?  Gaflet dönemine son verilmelidir…Bedestan onarılmıyor, hanlar kalmadı, çarşı orijinalliğini kaybetmiş, bu gibi ayrımcılık ve zulümden sonra  susmak bizlere yakışır mı? Tekke, medrese, mekteplerimizden  bir taşın izi bile yok? İshak Çelebi cami cıvarında kütüphane meydanda yok. ”Biz Osmanlı torunlarıyız” demek  beş para etmiyor, medeniyetimize sahip çıkmak yerine  susmakla yetiniyoruz.

Türkiye’den turistler Manastır’a akın ediyor. M.Kemal Atatürk’ün okuduğu askeri idadisinde anı odası ziyareti  başta geliyor ve bunu sadece Eleni Karinte baba evi ilgisi takip ediyor.

Subay evi satışa çıktı. 900 bin avro pazarlığını direnişçiler bozdu. Son valimiz Yusuf Bey mezarında bir süre  için rahat kaldı, ne zamana kadar? Ecdadımız lokmasından ayırdı, biz ise bakımını bile beceremiyoruz.

Manastır vilayetini 25 Haziran 1911 yılında SultanMehmet Reşat ziyaret etti. 105 yıl sonra Manastır zulmünü bilseydi hangi nasihatlarda bulunurdu tahmin etmek zor mu? Bir medeniyete ait eserlerle pazarlık edilebileceğine razı olur  muydu? Sultan Mehmet Reşat hakkını helal  edecek miydi kardaşlar? Herhalde etmezdi! Edemezdi! Ondandır ki  susmuyorum! Sesimi yükseltiyorum. Kirli siyasi oyunlarına son vermeliyiz!

13288185_987609261328620_120351382_o 13318563_987612997994913_1669046376_n 13318792_987612524661627_87940030_n 13295146_987609081328638_1551707474_n 13296088_987608484662031_1361352864_n