Maksud Ali’den IMF, AB fonları ve son borçlanma ile ilgili özel demeç…

Sayın Maksud Ali, Makedonya’da son günlerde yaşanan önemli gelişmeler var. Hem ekonomist hem de eski Maliye Bakan vekili olarak İMF’nin Üsküp daimi temsilcisini geri çakmesini ve Avrupa Birliğinin İPA fonlarına (Katılım öncesi yardım aracı) ciddi kısıtlamalar getirmesini neye bağlıyor ve bu konuları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkemiz Makedonya bağımsızlığını ilan ettiği günden beri İMF ile işbirliğimiz oldu ve mutlaka olacaktır. Hangi seviyede olacağını iktidar hükümetleri karar veriyor. Geçmişte milli para birimi değişikliği (dinar-denar) özelleştirme süreci, M.C.Merkez Bankası bağımsızlığı, devaluasyon, ambargo, ekonomi kriz, iç savaş dönemlerinde ulusal makro-ekonomik dengelerin sağlanmasında İMF ile işbirliği kaçınılmazdı. Makro-ekonomik istikrarı sağlamamızda faydası oldu. Maliye bakanlığı (hükümet), Merkez Bankası ve İMF işbirliği ve koordinasyonu yukarıda sayılan durumlara kime zarar verebilir ki? Ülkemizdeki İMF daimi temsilciliğine son vermek, düşük kapasiteli Üsküp ofisi  ile çalışmak sansansyon yaratacak bir olay olmamalı. İMF kendi çalışmaları için devamlı ülke ekonomilerini  takip ediyor, aslında seçilmiş hükümetlere bağlı olan politikalar üzerinden işbirliği seviyesini belirlemek söz konusu. Siyasallaşmış devlet organ ve enstitüleri raporlarda yer alıyor, bu şartlarda Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası bağımsızlığını kim garanti edebiliyor acaba? Ülke vatandaşlarına hesap vermeyen, çekinen, şefaflıktan uzak bir anlayış, başında denetleyici olarak İMF’yi görmek isteyebilir mi? İMF devamlı en düşük faizli kredi temin ediyor, kredinin  harcanması anlaşma şartlarına uygun kontrol ve denetimlerden niye korku yaratıyor acaba? Hedefe nasıl ulaşacaksın? Hangi kaynakları kulanacaksın? Sorunları nasıl çözeceksin? Gibisinden sorulara cevep vermeyi istemeyen bir zihniyet İMF’ye değil, kendi vatandaşlarına zarar vermektedir. Avrupa Birliği İPA fonların durdurulması İMF ile benzerliğinden söz edilebiliyor. Ülkemiz Makedonya 2005 yılında AB aday ülke statüsünü kazanmış, 11 yıldan sonra AB kararında suçluyu bulmak çok kolay. Bugün itibari ile 96.1milyon avro İPA Fonları azalmasını değerlendirmek gerekiyorsa en doğrusu AB ülkeleri vatandaşları kendi vergilerine sahip çıkmayı biliyorlar demek olacaktır. Bu şuuru Allah bizlere de nasip etsin. 10 yıl AB Fonlarından yalnız 150 milyon avro kullanmasının cevabını kurum ve enstitülerin kapasitesi ve nasıl yönetildiklerine bağlı olduğunu gösteriyor. Yolsuzluklara boğulmuş bir iktidar hesap vermeyi pek istemiyor, iç ve dış borçlanmada daha kolayını seçiyor. Hükümet yetkililerinin suskunluğunu okumak için eğitimli yahut uzman olmak gerekmiyor. Burada kendi ordusu için çorap yardımı kabul eden, fakat 96.1 milyon avro AB Fonlarını kulanmak için gayret göstermiyen bir zihniyet söz konusu. Paraya karşı davranışlarımız kültür seviyemize bağlı olduğunu gösteriyor.

 

İktidar siyasi krizin tavan yaptığı bir dönemde ülke tarihinin en büyük borçlanmasına gidiyor. 650 milyon avro’luk borçlanma hakkındaki düşünce ve görüşünüz nedir?

Siyasi kriz dönemlerinde aşırı borçlanmanın bedelini hepimiz ödeyeceğiz bu kesin. Geçmişte krizler, aşırı borçlanmadan sonra devamlı yeni iktidarlara fırsat vermiştir. Bugünlerde Hırvatistanda düzenlenen protesto eylemleri, oradaki borçlanmayı seçimler sonrasına ertelemeyi başardı. Yıllardır borçlanarak iktidar hükümeti muhalefeti susturarak  ülkeyi yönetiyor. Mecliste tartışmasız yasalar ve değişiklikler onaylanıyorsa, demokrasi ciddi anlamda tehlike altında demekti, M.C. Cumhurbaşkanı karşı çıkacak konumda olmadığından dolayı hukuk devletinden bahsetmek yanlış oluyor. Kontrolsüz borçlanma seçim rüşveti olarak kulandığını ses ve görüntü kayıtlarından duymayan, bilmeyen kalmadı. 650 milyon avroluk (Eurobond) yeni borçlanma cesareti, mutlaka geçmişte olduğu gibi geçeceğini düşünmektedirler. Yılbaşı öncesi 270 milyon (Eurobond) borçlanması için eski maliye bakanı Z.Stavreski bütçenin gerçekleşmesi için yeterli olduğunu açıkladıysa bu öngörülen 650 milyon borçlanma neyi gösteriyor? Son 1 (bir) yılda ek borçlanma miktarı ve 45 (kırkbeş) yıl Yugoslavya dönemi toplam borçlanma miktarına ulaşılmışsa durumlar çok vahim olduğunu gösteriyor. Yorganından fazla ayaklarını uztama zamanı geçmiş, borç ve faiz bataklığından kurtulmamız zorlaşıyor demek oluyor. Soydaş ve dindaşımız aşırı borçlanmanın bedelini yardım paketleri, fitre, kurban etleri ile kapatacağını düşündüyse çok yanlış ediyor, hemen harekete geçilmesinde fayda var. 5 milyar avroyu aşan borç, 105 milyon avroyu aşan yıllık faiz, 2 milyonluk ülkemiz için tam bir felakettir. Günde 1 (bir) milyondan fazla bütçe açığını kapatmak vatandaşlarımızın üzerinden oluyor, özellikle bu yükü fakirleşen kesimlerin üzerine yüklemek ise insanlıkla bağdaşmıyor. Borçlanma için istediğiniz kadar bankalar var, şuurlu vatandaşların görevi aşırı borçlanmanın amaç dışında kötüye kulanmanın yollarını durdurmak, yani görev hepimize düşüyor. Küreselleşen dünyada borcunu ödemek zorundasın, onurlu yaşamak hakkımız olduğu için zulme direnmek bize düşüyor.