Maksud Ali: Kölelik Ve Siyaset

Aile kütüphanelerimizde neler gizleniyor acaba? Dün Eric Arthur Blair yada kalem adıyla George Orwell’in Hayvanlar Çiftliği eserini 15 yıl sonra ikinci kez okumamın sebebi kütüphanemizde olduğu halde evladımın satın almasıdır. Beni tekrar okumaya sevk eden farklı yayın evi, çevirmen ve sunuşudur. Kitap içeriliği ile ülkemizde kaos ortamının kıyaslamasına fırsat. Ülkemiz ırkçıların baskısı altında siyasallaşan devlet enstitülerini nasıl kötüye kullandığını, protestolardaki konuşma, söylem ve sloganları takip eden ve analiz eden, paylaşmayı cesaret eden iktidar çoğunluğunu sağlamış hala muhalefette olan THP, UFUK Derneği ve sıradan soydaşlarımız olması düşündürücüdür. Hayvan Çiftliğinde “bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir’’ anlamını ırkçı iktidar Türk siyasi ortakları kavrayamamışlar gibi gözüküyor. Avrupa ülkelerinde ırkçı hareketleri yükselişte olduğu halde, gerçekleşen seçimlerde mecliste çoğunluğu sağlayan muhalefet ve Arnavut partilerini M.C. Cumhurbaşkanı İvanov’un bloke etmesi benzeri olmayan bir darbedir. Hükümet kurma girişimleri başarı ile sonuçlanmayabilir, örnekleri dünyada var, tekrar seçimlere gidilir ama izin verilmemesi ister İvanov, ister Meclis Başkanı Velyanovski tarafından olsun görülmemiş bir durum. Yolsuzluklara boğulan ırkçı iktidar hesap vermeme mücadelesini veriyor. İktidar yandaşları 1 aydan fazla protestolar düzenliyor. Kime karşı acaba? İktidar tarafından kabul edilen Arnavut platformuna karşı protesto düzenlemenin inandırıcılığı kaldı mı? Arnavutlara ölüm, iki dilliliğe izin vermeyeceğiz, federasyon söylemleri bir mobilizasyon. Peki iktidar Türk ortakların köleliğine ne diyelim acaba? İki Türk Parti başkanı ve milletvekili Arnavutların çoğunluğu oluşturdukları belediyelerde (Teartse, Gostivar, Vrapçişte) Arnavutların karşısına nasıl ve ne yüzle çıkıyorlar acaba?

Arnavut karşıtı protestolar, Türk karşıtı protestolar olduğunu anlayamayan siyasiler köleliklerine devam edebilirler. Siyasetin tek ölçüsü başarıdır. Irkçı iktidarın köleliğini yapmakla, bir-iki koltuk uğruna Türk-Arnavut ilişkilerini tehlikeye atmakla başarının anlamı kalmaz. M.C. Bilişim Teknolojileri ve Kamu Yönetimi Bakanlığı açıkladığı raporunda Arnavut asıllı belediye başkanları yönetiminde hakça ve orantılı temsil ilkesi Türklere karşı daha iyi uygulandığını gösteriyor. Belediyeler bazında devlet memurlarının % 1.37 Türk asıllı olması üzücü bir rakam olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. 15 yıl Ohri Çerçeve Anlaşması Türkler için bir siyasi propaganda haline dönüşmüş. Susturma aracı olarak kullanmanın Türklere fayda sağlayamayacağı aşıkardır. VMRO-DPMNE kökenli belediye başkanları açıktan ayrımcılık uyguladıklarını kendi bakanları açıklıyor. Bu işte bir terslik var hem Arnavut belediyelerinden daha iyi faydalanacaksın, hem VMRO-DPMNE kucağında Arnavut karşıtı protestolara tepki göstermeyeceksin. 11 yıl ırkçı iktidarın propagandasına yenik düştük. İnsanların ekmeği ve şerefiyle oynandı. Gerçekleri, hakikatleri yazmak kolay değildi. 6 yılda yaklaşık 2 milyar avro kamu borcumuzdan 5 milyar avroya yükselmesi iyi işaret değil. Özellikle 2016 yılında yaklaşık 800 milyon avro artması şaka değil. Hükümet kurma engellemeleri Türklere patlayacağını bilmeliyiz. Yıllık faiz giderleri 11 yıl önce 37 milyon avrodan 118 milyon avroya ulaşmasının bedeli fakirleşen soydaşımızın sırtına düşecek. Toparlama gerekiyorsa 2006 yılında VMRO-DPMNE hükümeti ekonomiye öncülük vereceğiz vaatleri ırkçılıkta kilitlendi. Sosyo-ekonomik eşitsizliğin artması hepimizi üzmelidir. Rüşvet anlayışı ile hareket eden yöneticiler kötü yatırıma destek verirken iyi yatırımları kovdu. Bütçe harcamalarında bir kültüre ağırlık vermesi vahim. AB aday ülkesi olmamıza rağmen AB karşıtı eylemler çıkış yolu değildir. Hesap vermemek için Moskova flörtü çok etnikli, dinli bir yapımıza hiçbir faydası olmaz. Güven tazelemesi yanlız yeni bir hükümet ile olabileceği kesinleşiyor. Rahmetli eski T.C.Üsküp Büyükelçisi Mehmet Taşer devamlı iyi örgütlenmiş azınlık çoğunluktur düşüncesini tekrarlıyordu.15 yıl sonra ırkçı iktidarın köleliğinden bahsetmemiz iyi örgütlenmememizden kaynaklanıyor. Muhalefet cephesinde yer alan THP, dik duruşu ile tarih yazıyor. Yıllardır yapılan hataların tekrarlanmayacağını gösteriyor. Köleliğe hayır, temiz siyasete evet anlayışı Türkler için geleceğin teminatıdır.