Maksud Ali: Irkçılık Üzerinden Otoriter Eğilim Ve Türkler

Osmanlı devletinin çekilişinden sonra Balkanlarda özellikle ülkemiz Makedonya’da milliyetçilik hareketlerin devamlılığı bir gerçektir. Makedon ve Arnavut milliyetçiliğini eleştirecek bir niyetim olamaz  ama Türk kurum ve kuruluşların Türk siyasi partileri dahil eğilim, faaliyet alanı ve hangi şartlar altında kiminle işbirliği içinde oldukları konularda eleştirecek ve karşı çıkacak birisiyim. T.C.Üsküp eski Büyükelçisi  rahmetli  Mehmet Taşer’in devamlı tekrarladığı  “İyi Örgütlenmiş Azınlık Çoğunluktur” nasihat ve tavsiyeleri yerine getirilmedi. Tüm Türk(?)kurumlarımız şeffaflıktan uzak, bireysel çıkar yuvalarına dönüştü. Biz Varız değil BEN hakimiyeti hepimize zarar vermektedir. Son yıllarda istisnalar hariç  Arnavut milliyetçiliği etkisi azaldığını, Makedon milliyetçiliğin önde gitmesi düşündürücü. Daha vahim Türk kurumların çoğu zaman ortak hareket  etmelerinde neler gizleniyor acaba? Milliyetçi iktidarın 10 yıl hakimiyeti devlet organların siyasallaşmasına yol açtı. Allah aşkına siyasallaşan devlet organ ve kurumların Türkler için ne faydası olabilir? Geçen gün Makedonya Cumhuriyeti  Cumhurbaşkanı Gorge İvanov makamında Türkiye Mezunları Derneğini kabul etmesini nasıl okumalıyız acaba? Gorge İvanov’un isteği mutlaka suskunluğumuza devam edelim yönünde olabilir mi?

Arnavutluk, Kosova, Bulgaristan mezunlarını nereye sığdıracağız acaba? VMRO – Dpmne döneminde gecekondu üniversite mezunlarını ne yapacağız acaba? Gelecekte akademisyenlerin suskunluğunu araştıracak kişi ve kurumlarımız olacak mı? İmam ve ilahiyatçıların kirli oyunlarda kullanmalarına DUR diyecek ortam yaratmalıyız.

Ülkemizde ekonomi ve siyasi istikrar  sarsıldı. Devlet krizini çözecek Pribe raporu ve eylem planı 2015 yılının Temmuz ayında imzalandı. Ama gerçekleşmesini engelleyen iktidar seçimlerde eski gücünü kaybetmesiyle yeni ufuklar doğdu. Yolsuzluklara boğulmuş iktidar yöneticileri başta eski başbakan, sanık  Nikola Gruevski,  Özel Yetkili Savcılık çalışmalarına engel çıkaracak konumunda olmayacak gibi gözüküyor. Hukukun üstünlüğü, seçmeli adalet, basın ve medya, Ohri Çerçeve Anlaşması, AB ve Nato entegrasyonu yeni kurulan hükümetin öncülüklerini sağlayacak yeni bir hükümete ihtiyaç var. AB aday ülke statüsümüz gereği dış politikada istikrarlı  ilişkilere ihtiyaç var.Ülkemizde seçim dönemi  siyasi otorite Büyükelçilere karşı aşağılayıcı konuşma ve sözlere yer verirse demek işler rayından çıkmıştır. Avrupa’da  populist  otoriter sağ yükseldiği dönemde  SDSM  önderliğinde  muhalefet ittifakı  aşırı milliyetçi iktidarını seçimlerde hüsrana uğrattı. Sağ eğilimlerin İslamofobi ortak alanları olduğu halde genelde Türkiye karşıtıdır. Ülkemiz Makedonya 26 yıllık bağımsızlığı tarihinde bu kadar aşırı milliyetçi çıkışları hatırlamıyorsa iktidar Türk partisinin teslimiyetçiliğine karşı çıkmamızı siyasi değil  bir borç olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Aşırı milliyetçi (Hristyan-demokrat)populist bir yönetimden(VMRO- DPMNE) endişe duymayan bir Türk partisi ortağı (TDP) AK Parti slogan ve söylemleri ile soydaş ve dindaşımızı aldatmadan ibaret olduğunu kuşlar bile görüyor.

Bugün Devlet Seçim Komisyonu miletvekilli mazbatalarını teslim ediyor. İki ayrı siyasi blokta iki Türk miletvekilli Türkleri nasıl temsil edebilirler acaba? Çetebaşı Kenan Hasipi teslimiyetçiliği ve korkaklığı bitti mi? Köylüsü ve şoförü  şimdi miletvekilli. Gizli internet hesaplarıyla fitne fesat yaymakta usta biri. TDP yıldızı eskisi gibi parlamıyor. Aşırı milliyetçi VMRO – DPMNE zulmüne ortak oldukları için TDP kapatılmalıdır! Geleceğimiz adına yanlışlar derhal düzeltilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti kurum ve kuruluşları bağımsız değerlendirme yapacaklarından ümit ediyorum.