İlkeli duruş mu, siyasi fuhuş mu?! – Cabir Doko

Son günlerde Makedonya siyasetinde bazı gelişmeleri, tutumları, yalakalıkları gördükçe aklıma çok sevdiğim Nobel ödüllü yazar Gabriel García Márquez geliyor. Şimdi ne alaka diye soranlar olabilir…“Kolera günlerinde aşk’’, “Yüzyıllık yalnızlık’’, “Benim hüzünlü orospularım’’ romanlarını hatırladıkça bazı siyasileri hatırlamamak mümkün mü acaba? Okumadıysanız, yaz aylarında muhakkak okumanızı öneririm.

Neyse, bu kadar edebiyat yeter. Şimdi biraz da güncel siyasi gelişmelere bir bakalım. Geçtiğimiz günlerde hükümete katıldığını açıklayan Roman siyasetçi Amdi Bayram, nam-ı diğer ‘’coca cola’’ kamuoyunun tepkisini çekti. Sosyal medya tabiri caizse Bayram’ı yerden yere vurdu. Kimileri bu durumu hiciv yoluyla eleştirdi, kimileriyse çok sert sözler kullandılar. Bu durum karşısında sessizliğini bozan Bayram ise katıldığı bir televizyon proğramında geçmiş zamanda yapmış olduğu açıklamar ile ilgili Başbakan Zaev’den özür diledi ve kendisinin her zaman iktidardaki parti ile olma ilkesini benimsediğini açıkladı.

Tabii böyle bir açıklamanın içeriğini etik olarak değerlendirmek büyük bir talihsizlik olur, ancak Bayram’ın bu samimiyetini de görmezden gelemeyiz. Mesela bazı siyasiler var ki kendilerini kurtarıcı, mesih görüyor veya seçmeni, kamuoyunu gerizekalı zannediyor olacaklar ki hükümete hiçbir beklentileri olmadan, sırf katkı vermek için girdiklerini utanmadan söyleyebiliyorlar! Kusura bakmayın ama yurdun herhangi bir köşesinde geri dönüşüm kutusuna atılan plastik bir şişenin bile bu topluma verdiği katkıyı yıllardır veremeyenler bunu söyleyince insan gülsem mi, ağlasam mı ikilemine düşüyor.

Daha geçtiğimiz aylarda Başbakan Zaev’i bölücülükle suçlayan kişilerin şimdi iki üç koltuk için “bölücüler kampına” katılmaları nasıl değerlendirilmelidir? Karaktersizlik mi, samimiyetsizlik mi, siyasi fuhuş mu?

Daha düne kadar faşist bir rejimle el ele yürüyen, mitinglerde amigoluk yapan, haç ve ikonlar altında poz veren bu kişiler şimdi bütün tükürdüklerini, kustuklarını afiyetle yalıyorlar. Yazık, koltuğun gözü kör olsun, neler yaptırıyor bazılarına…Bu kadar kolayca taraf değiştirdikten sonra en azından siyasi geçmişi temiz olan, bagajsız isimlere yönelmek yerine yüzü eskimiş, bir rejimle özdeşleşmiş kişilerin vitrine konulması daha da üzücü bir durum.

Yolsuzlukları, faşistlikleri bir bir kanıtlanan bir rejimde yıllarca yancılık yapan bu siyasi kuruluş ve temsilcileri hem soydaşımıza, hem de bütün Makedonya toplumuna bir özür borçlular. Hala bu iradeyi ve cesareti kendinde bulamayan ve geçmişindeki lekeleri temizlemekten aciz olan bu kişilerin Makedonya Türklerine veya Makedonya Cumhuriyeti’ne pozitif bir katkıda bulunabileceklerine asla inanmıyorum.

Burada çok önemli bir hususa dikkat çekmek lazım. Milli isim altında siyaset yürüten siyasi partilerin karakter göstermesi, ilkeler ışığında duruş sergilemesi çok önemlidir. Çünkü bu partiler toplumda sadece ideolojik bir azınlığı değil, benliği, kültürü, geleneği, tarihi olan etnik toplulukları temsil etmekteler. Bu sorumluluğun önemini hala kavrayamamış veya görmezden gelen siyasetçilerimizin olması üzücü bir durum. Bu talihsiz tutumlar yıllardır Makedonya Türklerine ciddi zararlar verdi ve hala da bunun faturasını ödemekteyiz. Tarih bizi bu duruma düşürenleri asla ama asla unutmayacaktır.

Dün akşam en az oyla bakan yardımcılığına getirilen kişiyi bu akşam VMRO mitinginde görürsek şaşmamak lazım. Zira bazı alışkanlıklar, tutkular, aşklar kolay kolay silinemiyor. Acı ama gerçek.

İlla ki bir kesim bu yazımı kıskançlık olarak değerlendirecek, çünkü biliyorsunuz bazen gerçeklerle yüzleşmek bazıları için hiç de kolay değil. Onlara bir çift lafım var; siyaha siyah, kirliye kirli, yalana yalan demek ne zamandan beri kıskançlık oluyor a kardeşler? Hem bükemediği eli öpenlerin neresini kıskanalım?

Bazıları eskiden bir sözü kullanmayı severlerdi: “Gazoz olma, efsane ol” diye. Ben de şimdi diyorum ki ‘’gazoz olmadınız, çakma coca cola oldunuz’’.  Afiyet olsun…