İlhan Rahman: MRTV’da Reform Süreci Devam Edecektir

Türk Hareket Partisi Genel Sekreteri MRTV Türkçe programının 51. kuruluş yıl dönümü ve Türkçe programın 4. kanaldan 11 saatlik yayın süresi hakkında sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Açıklamayı olduğu gibi yayınlıyoruz:

Makedonya Radyo Televizyonu Türkçe Programı’nın 51. kuruluş yıldönümü bu coğrafyada yaşayan Türk toplumu için önemli bir gelişme. 51 sene önce dönemin Yugoslavya devleti tarafından verilen bu hak ve imkân, bazı ülkeler ve toplumlarda 2020 yılında bile hayaldir. Ana dilde medya son derece önemli ve gereklidir ama özel medya haricinde bunun devlet çatısı altında kamu yayın organı olmasının değeri ve anlamı ise bambaşkadır. Bu yüzden bu hak ve değerin korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi başta devlet olmak üzere herkesin görevidir. Maalesef ülkemiz on yıldan fazla süren bir ağır rejim döneminden geçti. Bu dönemde devletin tüm kurumları çöktü, toplum değerlerine telafisi zor olan hasarlara maruz kaldı. Korku imparatorluğunda elbette en önemli araçların başında medya gelmekteydi. O dönemde muhalif görüşlü medya kuruluşları kumpaslar ile kapatılırken, gazeteciler tutuklanmaktaydı. Özel medya patronlarının, dönemin iktidarı/istihbaratı ile olan çıkar ilişkisi sebebi gereği borozanlıkları hala kötü anı olarak hafızalarda. Türkçe özel medya denilen o dönemin iki gazetesinden bir tanesi FETÖ yayın organı iken , diğeri dış kaynakla varlığını sürdüren ve Gruevizm yanlısı gazeteciler derneği üst yönetiminde kendine pay çıkarmaya çalışıyordu. Uzun lafın kısası iki basın organı da kendi finansörlerinin propagandasını yürütüyordu. Fakat kamu yayın organının tamami ile dönemin iktidarı kontrolünde olması düşünülemezdi. Ama rejimlerde hayal olan gerçek olabiliyor. Kamu yayın organının Türk dilinde yayın yapan programına gelince özellikle 2000’li yıllardan başlayarak siyasi müdahale başlamış oldu. Özellikle siyasi bazlı akraba atamaları, siyasi kontrollü yayın politikasına dönüştü. Fakat Gruevski döneminde bu tam anlamıyla zirveye ulaştı. Devlet politikası yerine parti propagandasının ağır bastığı yıllar, Türkçe programları için belki de tarihinin en utanç dönemiydi.
Farklı görüşlere, muhalif düşünceye yayınlarda siyasi direktif ile asla yer verilmedi. MTV2 Türkçe programı rejim döneminde, siyasi iktidar ortağı Türk partisinin (TDP) direktifleri ile yürütüldü. Yayın politikası, kadro politikası hep tek odaklı oldu. Muhalif siyasi görüşe sadece seçim dönemlerinde yasalar gereği programlarda izin verildi. Ülkenin tarihindeki en önemli siyasi kriz birkaç yıl sürdü, bu toplumsal olarak önemli süreçte muhalefet cephesine karşı cephe alındı. Siyasi krizin düğümünü 2015 yılında, ülkenin en büyük dört siyasi partisi tarafından imzalanan Prjino anlaşması çözdü. Bu anlaşmada özel yetkili savcılığın kurulması, seçim dönemlerinde muhalefetin de yer alacağı teknik (seçim) hükümetin kurulması, seçmen kütüğünün temizlenmesi gibi maddelerin yanında kamu yayın organının reforme edilmesi yer almaktaydı. Dolayısı ile o dönem yürütülen siyasi görüşmeler neticesinde ilk başta her ne kadar nüfusu az olan toplulukların dillerindeki yayınların Meclis kanalına aktarılması teklif edilse bile, dönemin muhalefet cephesinin kararlı tutumu ile yeni bir kanalın açılması kararlaştırıldı.
Prjino anlaşmasının imzalandığı o dönemi hatırlayacak olursak Başbakanlık önünde demokrasi kampında özgürlük mücadelesi verilmekteydi ve nüfusu az olan toplulukların dillerinde yayın yapacak olan yeni kanalın kurulmasının tohumları o kampta atılmaktaydı. Dolayısı ile bir gün önce yayına başlayan ve nüfusu az olan toplulukların dillerinde yayın yapan kamu kanalını özgürlük ve demokrasi yanlısı o mücadele hayata geçirmiştir.
O günlerde haç ve ikonların gölgesinde olan Türk siyasi partisinin yaptığı tek çalışma, kamu yayın organını parti borozanlığına dönüştürmekten başka bir şey değildi. (60 gün süren özgürlük kampına 1 dakika ayırmadı) 2017 yılının ortasında rejim hükümeti yıkıldı ve özgürlükçü, reformcu yeni bir hükümet göreve başladı. Zor geçen siyasi pazarlıklar neticesinde iki yıl sonra medya reformu gerçekleştirildi. Ama unutulmaması gereken başka bir husus da MTV hala eski rejimin atadığı idareciler tarafında yönetilmete (Türkçe programı dahil).
Bu alanda reformlar henüz bitmiş değildir. Yeni kanal çok önemli bir fırsattır. Ama kadro, ekipman ve finans sorunları ile boğuşan bir kurumun asli işlevselliğine kavuşması son derece zor olacaktır. 150 dakikalık yayın süresini kalitesiz dizi ve programlar ile zar zor doldurabilen Türkçe programlarının 11 saatlik yayın süresini mevcut durumda nasıl dolduracağı meçhuldur. Ancak bizler bıkmadan, yılmadan başlatmış olduğumuz reform sürecini tamamlayıp, MTV 4’de yayın hayatına başlayan Türkçe programlarının demokrasi kültürünü geliştirerek, özgür düşüncenin sahip olacağı, eski yayınlanmış dizileri yeniden yayınlamak yerine Türk toplumunun sesini duyuracağı ve Türk topumunun yeniden güven kazanmasını başaracağız.