İdeallerimizin Yeşerme Zamanı

           Fırsat buldukça ‘Renkli Devrim’ protestolarına katılmaya gayret gösteriyorum. Malumunuz, ülkemiz ciddi bir demokrasi ve özgürlük sınavı vermekte. Bu kadar hassas bir dönemde böyle bir oluşumun, fikrin bir parçası olmak zaruriyetten çok, her akl-ı selim vatandaş için sorumluluk teşkil etmekte. Zira aksi bir davranışta vicdanımla muhasebe yapmakta güçlük çekmiş olurum, olası bir pasifliği ilerleyen yıllarda gelecek nesillere izah etmekten utanırım. Bir de özgürlüğü benimsemiş, yenilikçi, cesur insanlarla vakit geçirmek, o atmosferi hissetmek, o havayı solumak hoşuma gidiyor açıkçası. Bir değişimin parçası olmak, kıyıdan köşeden bu zihinsel kalkınmada yer almak güzel bir duygu. Toplum olarak ciddi sıkıntılarla boğuştuğumuz bir dönemde bu eylemler bir nevi ruhumuzu arındırmakta ve hepimize pozitif enerji enjekte etmekte.

             Toplumsal olaylarla haşı neşir olduğumu ve gündemi takip ettiğimi bilen arkadaşlar, olup bitenler konusunda bilgi almaya çalışıyorlar. Sık sık soru yağmuruna tutulduğum oluyor. Gayet iyi eğitim almış, alanlarında uzman olan bu arkadaşların güncel olaylardan bu kadar bihaber olmaları gerçekten de üzücü bir durum. Ancak bilgilenme istekleri pozitif bir gelişme. Zaten birey olarak kendini iyi geliştirmiş bu gençlerle yaşadığımız toplumun ve durumun analizini yapmakta sıkıntı çekmiyoruz, hatta çoğu zaman olayları sosyolojik, psikolojik ve tarihi boyutlardan da değerlendirdiğimiz oluyor. Bu samimi sohbetler, tartışmalar genelde mevcut durumdan dert yakınmakla ve karamsar düşüncelerle son bulmakta.

            Herkes gençliğinin en verimli yıllarını mevcut olan kısıtlı şartlar çerçevesinde harcamaktan üzgün. Buna dayanamayan arkadaşlarımın çoğu zaten başka ülkelere taşındılar. Bir kısmı da, hala, Makedonya’yı terk etmenin yolunu aramakta.

            Hasta olan bir kişi durumun farkına varınca derhal gereken tedaviye tabii tutularak iyileşmeye çaba göstermelidir. Aynı durum hastalanmış, direnci, bağışıklık sistemi çökmüş toplumlar için de geçerlidir. Sorunlar belirlenir belirlenmez, çok geç olmadan hemen harekete geçilmelidir. Çünkü bir hücrede başlayan kangrene müdahale edilmezse bütün uzvu kaybetmiş oluruz. Demokrasiden, insani değerlerden uzaklaşmış ve manipülasyonla ayakta durmaya çalışan toplumların sonları da buna benzemekte. Kangren, yani yolsuzluk, adaletsizlik, insaniyetsizlik hücrelere yani vatandaşlara yayıldıkça, toplum yavaşça elini, kolunu, ayaklarını yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalmakta. Eli, ayağı olmayan bir toplum ağırlaşır, zamanla hareket edemez hale gelir. En basit ihtiyaçlarını bile gideremez, tam anlamıyla disfonksiyonel olur.

            Ülkemizi son yıllarda yiyi bitiren bu toplumsal kangrenle mücadele edecek en önemli kesim kuşkusuz ki biz gençlerdir. Baskıcı, gerici, ayrıştırıcı politikaların üretildiği ve 10 yıldır empoze edilen bu tür toplumlarda gençlerin apolitik tutumları, motivasyon eksikliği ve karamsarlıkları son derece anlaşılabilir bir durum. Zaten bütün bu unsurların önceden planlanmış şeytani bir senaryonun parçası olduğuna inanmaktayım. Pasifize, izole edilmiş, dini, etnik, ideolojik kimlik üzerinden çoğu zaman birbirine düşürülmüş gençlerin üzüntüsünü ve umursamaz tavırlarını anlayışla karşılasam da gençlik olarak reaksiyon gösterme adına çok doğru bir dönemde olduğumuzu düşünmekteyim.

            İnandığımız değerleri, insanca yaşama fikrini ve üniversite yıllarındaki ideallerimizi yeşertmenin tam da zamanı! Mürekkep yalamamış, eli kalem tutmamış, çıkarcı, etik değerlerden uzak varlık gösteren ve hayatımıza yön veren kişileri deşifre etmek ve yeni açılacak bir sayfada onları kalıcı olarak silmek bizim elimizde.

            İdeallerimizi, hayattan beklentilerimizi hep beraber renklendirme zamanı!

            Bu bağlamda bu sitede emeği geçen ve asla pes etmeyen Ufuk Derneği yönetici ve üyelerini kutlar, gençlerimizi aydınlatma çabalarını takdirle karşıladığımı belirtmek isterim. Haber Makedonya’ya uzun ve başarılı bir yayın hayatı diliyorum.

Cabir Doko