Hoşgeldin Ey Ramazan-ı Şerif – Ömer Hobol

Hamd âlemlerin yaratıcısı, düzenleyicisi ve ıslah edicisi olan; topraktan ve sudan yarattığı beşere ruhundan üfledikten sonra insanı tamamlayan, insana; görme, duyma, dokunma, algılama ve  hissetme duyularını veren ve en önemlisi insana akıl nimetini ihsan eden Allah’a (c.c) mahsustur. Salât-ü Selâm ise Allah’ın (c.c) risalet ve nübüvvet ile görevlendirdiği, kendisine gelen vahyi gerektiği gibi tebliğ eden, peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammede (s.a.v) olsun.

Bir misafir düşünün ki; ismi Ramazan’dır. Hakkı batıldan ayıran, insanlığa hidayet rehberi olan ve rehberliğinde herşeyi açık delillerle gösteren İlahi Mesaj olan Kur’an-ı Kerim onda inmiş olsun. O öyle bir misafir olsun ki; Evveli ve başlangıcı rahmet olsun. Allah’ın rahmet sıfatının kulları arasında nasıl ve ne şekilde tecelli ettiğini görmüş olalım. Ortası mağfiret olsun. Allah’ın Gafur sırafıtının; hata işleyip ve tevbe eden eden kullarının, Allah tarafından affedilmesine vesile olsun. Ve sonu Cehennem’den kurtulup, Cennet’e kanat açmak olsun. Kim istemez ki böyle bir misafiri? O zaman kapıları ardına kadar açıp, gelen misafire hoşgeldin diyelim. Hoşgeldin Ey Ramazan-ı Şerif..

Hicretin ikinci yılında farz kılınan Oruç ibadeti; İslam dininin temel yapı taşlarından olan bir ibadet biçimidir. Ramazan ayı içerisinde oruç ibadetine riayet edip oruç tutmak farzdır. Oruç ibadetinin süresi tan yerinin ağarmasından başlayarak (imsak vakti), ta ki güneş batıncaya kadar (iftar vakti) devam eder. Bu süre zarfında oruçlu olan biri yeme, içme ve cinsi münasebetten uzak durmak zorundadır. Çünkü imsak vaktinden ta ki iftar vaktine kadar oruçlu bir kimse için yeme, içme ve cinsel birliktelik yasaklanmıştır. Ramazan ayına şahit olduğu halde, hasta veya yolcu olan biri, o durumda iken o günde oruç tutması konusunda serbesttir. Tutamadığı orucu gün sayısı kadar, Ramazan ayından sonra oruç tutması gerekir. Şayet kişi hastalığı sebebi ile ne Ramazan ayı içinde ne de Ramazan ayından sonra oruç tutacak durumda değilse o zaman; tutamadığı gün sayısı kadar orucunun fidyesini ödemesi gerekir.

Ramazan ayında oruç ibadeti ile birlikte okunan Kur’an-ı Kerim ve hatimler, maddi ve manevi olarak yapılan yardımlar, hayır ve hasenatlardan elde edilen sevaplar, sair zamanda yapılan ibadetlerden hasıl olan sevaplardan kat kat daha fazla olacaktır. Hz. Muhammed’den (s.a.v) bize kadar gelen muhtelif hadisi şeriflerden bunu görmek ve anlamak mümkündür.

Eş, dost, akraba, arkadaş, konu, komşularımız Ramazan ayında iftarlarda ya da sahurlarda biz ve beraberlik içinde olurlar. Ramazan ayı içerisinde bizden olup da maddi durumu bizden iyi olmayan insanlara yardım eli uzatmamız, onları unutmamamız, hep bizden biri olduklarını hatırlamamız ve hatırlatmamız en temel insane borcumuzdur.

Ramazan ayı demek camiilerde teravih namazında ellerini bağlayıp, namaz kılmaya çalışan çocuklar demek. Ramazan ayı demek sahurda ve iftarda sesi duyulan davullar demek..Ramazan ayı demek pide kokusu demek.. Ramazan ayı demek Allah’ın rahmeti demek.. Sağnak sağlak yağan yağmur gibi Hayır demek..

Hayırlı Ramazanlar