Doğu Makedonya Türkleri ve Ayrımcılık – Dr. Elvin Hasan

Osmanlı’nın Balkanlar’dan (1912 yılı Balkan Savaşlarıyla) çekilmesiyle bölgede yaşayan Türkler adeta öksüz kaldı. Yıllar geçti gitti büyük göçler yaşandı savaşlar yaşandı, Balkan Türkleri çok ağır bedeller ödedi. Osmanlı’nın son döneminde neredeyse bütün diğer halkların kurduğu çeteler vardı, bunlar masum insanların canına ve malına kast ediyordu. Yıllardır yapılan anti Türk propagandası acı sonuçlar doğurmuştur, Türkler istenmeyen millet, Türk kültürü hor görülmüş ve Türk ile ilgili bir sürü hakaret içeren sözler türemiştir. Balkan Yarımadasının neredeyse tamamının yönetimi diğer milletlerin eline geçmesiyle Türkler sistematik şekilde göç ettirilmiş, fakirleştirilmiş, eğitimsiz  bırakılmıştır ve toplumsal hayatın dışına atılmıştır. Buna ragmen hayatını ve vereceği kayıpları göze alıp cesur ve ,,dik duruş’’ sergileyen aydınlarımız olmuştur, şüphesiz ki bu kişiler yıllar içinde çok ağır bir baskı, tehdit ve ayırımcılığa uğramışlardır. Şundan eminim ki bu aydınlarımıza en ağır gelen kendi milletinin, mücadele – harp yürüttüğü halkının bazı dönemlerde onlara sırt çevirmesi olmuştur. Makedonya’nın bağımsızlığından en fazla son yıllarda görülen durumdur. ,,Dik duruşlarından’’ dolayı bedel ödeyen aydınlar, milletin onların haklı ve halk taraftarı mücadelelerini görüp, omuz omuza aydın geleceğe hep beraber yürüyecekleri günleri bekliyor.

Balkan ülkelerine baktığımız zaman Türk toplumunun en ağır ve kötü şartlarda yaşadığı bölge şüphesiz ki Doğu Makedonya’dır. Doğu Makedonya Türkleri Balkan Savaşları döneminde Bulgar ve Sırp ordularının yanı sıra çetelerin ağır saldırılarına uğramışlardır. Türk milletinin tarihinde kara leke olan Balkan Savaşları ve sonrasında yaşanan göçler sonucu, Doğu Bölgesinde Türk nüfusunda çok büyük bir düşüş olmuştur. Bugün Makedonya’nın Doğu ve Güneydoğu bölgesinde birkaç şehirde dağınık yaşayan Türkler Radoviş, İştip, Valandova, Demir Kapı şehirlerinin genellikle kırsal ve dağlık bölgelerinde yaşamaktadırlar. Bunların yanı sıra Delçova, Koçana, Vinitsa ve Berova şehirlerinde de az sayıda Türk nüfusu bulunmaktadır. Peki ama neden 60 yıl öncesine kadar İştip, Radoviş, Ustrumca, Valandova gibi şehirlerinde ve bu şehirlerin düzlük ve ovalarındaki köylerinde Türkler yaşarken. Bugün bölgede var olan Türk nüfusunun çoğu dağlık ve kırsal bölgelerde yaşamaktadır? Sorunun cevabı yukarıda kısmen verdim sayılır. Sebebi şehirlerdeki ve verimli toprakları olan köylerdeki Türkler üzerinde, Türkiye’ye göç etme baskısı çok daha büyük olmasıydı. Dönemin Yugoslavya Cumhuriyeti devletinin yetkilileri sürgün planını iyi yapmış olmalılar ki bu soydaşımızı Türkiye’ye gönderdiler, onların yerine Makedonlar verimli topraklara, şehirlerdeki esnafın dükkanına ve evlerine sahip oldular. Hemde tek kuruş ödemeden, soydaşımız herşeyini bir anda kaybetti. Tarihten ayrılıp günümüzdeki durumdan bahsetmekte fayda var. Dün İştip, Radoviş, Valandova ve Ustrumca’da Türkçe okullar varken, o okullar göçten sonra hiçbir zaman açılmamak üzere kapatıldı. Yetkililer kırsal bölgede yaşayan genelde Yörük Türklerinin eğitimi için hiçbir önlem almadı, ilköğretim ve ortaöğretim zorunlu olsa da devlet yetkililerin günümüze kadar çözüm bulmaması ve umursamaması acı bir gerçektir. Böyle bir ayrımcılık herhalde dünyada nadir ve az görülebilir. Makedonya’da 50 yıldan fazla zorunlu olan 8 yıllık ilköreğretim Doğuda yaşayan Türkler için uygulanmadı, bugün yetişkinlerin 90% belki de fazlası ilkokul 4 sınıf mezunudur. Devletin uyguladığı ayrımcılık o kadar büyük ki bu insanların sağlıkta, sosyal işlerde, içişlerinde, mahkemede ve herhangi bir devlet kurumunda istihdam edilmediler. Türkler izolasyon içinde oldukları için ve sadece Türklerin yaşadığı yerleşim yerlerinde yaşadıkları için devletin resmi dili Makedoncayı bilmemeleri daha büyük ayrımcılığa sebep olmuştur. Öğrenebilselerdi eminim öğrenilerdi, fakat buna hiçbir fırsat tanınmadı, tam tersi bilmedikleri için günümüze kadar ağır eleştirilere uğramaktalar ve hor görülmekteler.

1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Makedonya’da her azınlık topluluk kendi partisini kurmaya başladı ve çok partili sisteme geçiş yapıldı. Türkler, Türk Demokratik Partisini  (TDP) kurdu. Doğu bölgesi için verilen en büyük ve en önemli mücadelelerden birtanesi şüphesiz eğitim alanındadır. 1996 yılında Radoviş şehrinde ilköğretimde 5-8 sınıflarda Türkçe eğitim yapacak sınıflar açılmıştır, devamı 2003-2004 ders yılında lisede Türkçe sınıfların açılmasıyla gelmiştir. Gel zaman git zaman bu fikir ve düşüncelerle hareket eden aydınların yerini onların karşısında duran ve Makedonlarla işbirliği içinde olanlar TDP’de almışlardır ve Doğudaki Türkler için zaman adeta durmuştur. Ne eğitimde nede altyapıda Makedonya Cumhuriyeti’nin kaynaklarından Doğu Türkleri faydalanamamıştır. Özellikle VMRO iktidarıyla TDP’nin koalisyona girmesi ayrımcılık tavan yapmıştır. Ne yerel yönetimlerden nede merkezden, Türk yerleşim yerlerine en ufak bir yatırım yapılmadı. Son bir yıl içinde birkaç köyün sokağına asfalt yapıldı, onuda mevcut iktidar zorda olduğu için, ülkede siyasi kriz yaşandığı için yapmakta, kimse kimseyi kandırmasın. Üstelik bölgeden Başbakanlıkta görev yapan müdür bulunmaktadır, yerel yönetimlerde TDP’den meclis üyeleri bulunmaktadır, bu şahıslar orada kimi temsil ettiklerini unuttular veya temsil edecek kapasiteye sahip değiller. Ülkemiz günden güne borç batağına sürüklenirken diğer etnik toplulukların ve çoğunlukta olan Makedonların yerleşim yerlerine yatırım yapıldığını görüyoruz. Galiba Türkler ülkenin gelecekte düşeceği krizde eşit olma fırsatını yakalayacaklardır, o da devletin borçlarını ödemekte olacaktır. TDP Makedonya Türkleri için bir ışıktı, mücadele ettiğimiz omuz omuza direndiğimiz, içinde dava adamlarının kendi çıkarlarını gözetmeksizin, ağır bedeller ödeyerek, fikir ve düşünceleri ile Türklere hizmet için canla başla  mücadele etttiği bir kurumdu. Son yıllarda şahsi çıkar ve koltuk sevdalılarının işgal ettiği bir kuruma dönüşmüştür. Üstelik içinde TDP’ye kurulduğu dönemde karşı olanlar da bulunmaktadır, açıkçası bu şahışlardan Makedonya Türkleri bir şey bekleyemez, bunu eskiden de söylemiştim, maalesef zaman haklı olduğumu gösterdi. Oysa haklı bir mücadele sonucu Radoviş şehrinde açılan sınıflar sayesinde Türklerin eğitim seviyesi yükselmiştir ve bu başarı Doğudaki diğer belediylerde yaşayan Türkler için çok iyi bir örnek olabilirdi.

Doğu bölgesindeki Türkler siyasilerin onları sadece seçimlerde oy için ziyaret etmelerinden çok büyük rahatsızlık duymaktalar. İktidarın insanımızı uvey evlat muamelesi yapması kabul edilir bir durum değildir. Son yıllarda mevcut iktidar seçimler döneminde bu bölgede tehdit ve baskılar uyguladığı görülmektedir. Türkler üzerinde polisin faşizan yaklaşımı kabul edilemez. Türklerin korkutularak yönetilmesi veya oy vermek zorunda bırakılması iktidarın onların gelecekte umursamayacağı, ayrımcılık yapmaya devam edeceği anlamına gelmektedir. Vatandaşın seçme- seçilme özgürlüğünü kısıtlayan iktidar oyları aldıktan sonra halka neden hizmet etsin ki?

Doğu bölgesindeki şehirlerde Türklerin esnafta neredeyse yer almadığını görebiliriz. Türkler en ağır işleri yapmaktadırlar, bunlar tarım ve hayvancılıktır. Bu durum bile uygulanan ayrımcılık için yeterli bir gösterğedir. Devletin ve iktidarların insanları eğitimsiz bırakma sebeplerinden birtanesi de bu olsa gerek. Yükseköğretim mezunu olsalardı belki de, doktor, avukat, hakim, hemşire, devlet memuru, müdür vb. olmmayı isteyeceklerdi.

Devletin en yakın zamanda Doğudaki Türkleri ve diğer bölgelerdeki soydaşımızı sisteme entegre etmesi gerekmektedir, bunları yapması için de yeterince gücü olduğuna inanmaktayım. Eğitim, sağlık, altyapı gibi temel insan ihtiyaçlar devletin sorumluluğudur ve her vatandaşın hakkıdır. Onlarca yıldır süren baskı ve ayrımcılık insanları yıpratmış ve umutsuz duruma düşürmüştür. Türkler hiçbir zaman bu ülkeye karşı silahlı bir mücadele başlatmadı, vergileri ödemekten ve vatandaşlık görevlerini yerine getirmekten kaçmadı, her zaman devletinin yanında sadık vatandaş kaldı. Devlet de bir an önce bu insanları kucaklayıp gereğini yapmalıdır. 21. Yüzyılda Türk yerleşim yerlerinde temel altyapı sorunlarının çözülmemiş olması, acı bir gerçekten çok bir utançtır.

Doğu Makedonya’da yaşayan Türklerin zor durumundan ve yaşam koşullarından istifade eden ,,çıkarcı şahıslar’’ seslenmek istiyorum. Şunu unutmasınlar, bu insanlar yıllardır sırf Türk oldukları için ayrımcılığa uğradı. Onların da hakkıydı herkesle eşit olmak, kaliteli eğitim, sağlık hizmeti, daha iyi bir hayat haklarıydı, onların durumundan istifade edip kendi şahsi çıkarlarınız için sağda solda destek alıp, o destekleri ,,cebe indirmeyi bırakın’’. Çekin elinizi masum insanlarımızdan. Onlar kırsal ve dağlık bölgelerde 100 yıldır ağır şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Hiçbir zaman kolay yoldan kazanma fırsatını elde etmediler, her zaman gururuluydular  ve çalışarak alın teriyle zor hayat mücadelesi veriyorlar. Türklerden, sadaka toplumu isteseniz de oluşturamazsınız..

Makedonya Türkleri arasında bölgecilik yapıldığı görülmektedir, belki de Doğu Makedonya Türkleri başlıklı yazı yazma sebeplerimden birtanesi de budur. Doğu Türkleri ile ilgili olumsuz düşünceler duyduğum oldu. Bunları söyleyenler arasında maalesef soydaşlarımız da var, bu tür önyargılar oluşturmadan önce keşke Doğu Türklerinin durumu hakkında biraz bilgi edinselerdi, keşke insanımızın neden geride kaldığını-bırakıldığını, ilerleyemediğini araştırsalardı. Yıllar önce Türkler arası kardeşlik köprüleri kurulması gerektiğini diyenler de oldu, maalesef bu konuda pek yol alamadık. Lakin şunu unutmayalım Doğusuyla, Batısıyla Kuzeyiyle, Güneyiyle Makedonya Türkleri ya birlik olmayı başaracak, ortak varoluş mücadelesi verecekler, ya da azalan nüfusumuz daha da düşecek, varlığımız sorgulanır hale gelecektir. Geç olmadan kardeşlik köprüleri kurulmalı…