DİNİ EŞİTLİK-İLGİSİZLİK – Maksud Ali

Ülkemiz Makedonya 2006 yılı seçimlerinin faturasını ödemeye hazırlanmalı. 10 yıl önce  M.C.Başbakanı N.Gruevski  ajandamızın öncelikli gündemi ekonomi olacaktır dedi. Etnik topluluklar arası ilişkilerin gündemimizde olmayacağını kamu önünde açıkladı. 2001 yılı etnik iç savaş döneminde maliye bakanlığını yapmış birisinin bu  sözlerine vatandaşlar sıcak baktı. 2016 yılında aynı kişi yolsuzluklardan dolayı istifasını vermek zorunda kaldı. Arkasından 11 bakanın istifa etmesiyle tarihimizde görülmemiş bir devlet kriziyle uğraşıyoruz. 10 yıl uyuşturulduk, devlet organ ve enstitüleri siyasallaştı, basın ve medya susturuldu, tarafsız yargı, iktidarın ve zenginlerin etki ve baskısı altında…

Avrupa ülkelerinde küreselleşme karşıtı içe kapanma eğilimleri,yabancı duşmanlığı ve aşırı sağ partilerin güçlenmesini iyi değerlendirmiş olsaydık ülkemizde mevcut iktidar koalisyonun esiri herhalde olmazdık. Sandıktan çıkan iktidar seçim hilelleriye ülkeyi yürütmeye devam ediyor. Biz nerede olmalı ve ne yapmalıyız?

Kısıtlı imkanlara sahip olan bir ülke heykel, anıt, kamu binalarına  600 milyon avro harcamışsa önceliğinin  ekonomi olduğuna inanmak zor. Borç, kredi ve faiz yükü arttı ve ödemek vatandaşa patlayacak. Vatandaş özellikle soydaş ve dindaşımız bu tuzağa nasıl düştü, nasıl düşürüldü acaba? Kilise, haçların inşası bütçe harcamalarından  karşılnmadığını ama bütçe harcamalarından faydalananlardan  karşılanması perde arkası neler gizlendiğine  işaret ediyor. Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünü siyasi güç kontrol etmeyi başarmışsa, hedeflerine ulaşmak elbette kolaylaşıyor. Üsküp ve Ohri devlet hastaneleri avlularında kilise inşası ve ibadete açık olması çok etnik, dinli, kültürlü bir ülkede vatandaşların eşitliliğiyle ters düşüyor. Gostivar ve Kalkandelen hastanelerinde kilise inşa edilmemesi akla makedon asıllı vatandaşların çoğunluğu oluşturdukları belediyelerde istediklerini gerçekleştirebilirler anlamını çıkarıyor. Üsküp devlet hastanesi çerçevesinde kilise yapıldı ve hizmete verildi, kullanım dışı olan bir barakayı mescite dönüştürmekle yatıştırılmasından yıllar geçti mescit, cami inşasına izin çıkmadı. Devlet hastanesi hasta, çalışanları dışında, hasta ziyaretine gelen vatandaşların da mescit, camiye ihtiyaçları olabilir. Üsküp şehir merkezi alanında cami eksikliğini bu baraka (mescit) ile karşılamak mümkün değil. Din özgürlüğü yasa ve sözle yeterli değil, şartların oluşması ancak engelleri aşmakla olur. Kiliseye  göz yumulup, mescit ve camiye karşı çıkmak ayrımcılığın belgesidir. Ohri kemik hastanesi avlusunda kilise inşa edilip, kamu hastanesinin ismi Aziz Erazmo’ya dönüşmesiyle hataların tekrarlandığını görüyoruz. Üsküp devlet hastanesinde bir baraka (mescit) tahsis edildi, Ohri kemik hastanesi için bırakın mescit, baraka bile düşünülemez. Hasta, hasta ziyaretçileri ibadet için 4 km. uzaklığında Ohri’ye gitmek zorunda kalıyorlar. Hastane avlusunda yerleşen kilise ve 4 km. uzaklığında cami farkı için kim ilgilenmeli acaba? Sultan Abdülhamid 120 yıl once İstanbul Darülaceze müessesesi kurulduğunda ırk, din ayrımı gözetilmeksizin yoksul, yaşlı, kimsesizlere hizmet ediyordu. İbadet için mescit, kilise, sinagog yapılmış. 120 yıl sonra çok etnik, dinli, kültürlü ülkemiz olan Makedonya’da bu haksızlığa, ayrımcılığa ne diyelim? Yanlış anlaşılmasın her bir hastaneye illa da mescit söz konusu değil, kilise yapıldıysa, mesciti de düşünmelisin. Nüfus yapımız otoriter eğilimli rejimlere müsait değil. Mevcut milliyetçi iktidar hükümeti kilise-cami çatışmasından elbette besleniyor. Bu şartlarda insan hakları, din özgürlüğü, eşitlilikten bahsetmek mümkün değil çünkü iktidar tarafından etiketlenmiş olmayı göze almak zorunda kalacaksın. Problemlerin çoğalması, çözümlerin zorlaşması demek. Çözümsüzlükten azınlıkta olan toplumların en büyük kayıpta olduğu aşikardır. Devlet, kamu hastanelerinde kilise-cami uygulaması  böyle ise şehirlerde de bu anlayışın hakim olduğunu gösteriyor. Üsküp şehir meydanında Burmalı camisine izin verilmedi, ülke devlet organ ve enstitülerinde o bölgede konsantre olmasından cami, mescit ihtiyacı giderek büyüyor ve ileride çözüm gerektirecek bir ihtiyaç doğacak. Son 10 yılda heykel, anıt, kamu binalara yatırımla tek medeniyet, millet, din, parti görünümlü bir alanda cami, mescit inşası kararı daha zor olacağını hesaba katmamız gerekiyor. Bugün ülkemizdeki hava limanlarında mescit istemek cesareti hangi kurum, dernek, STK’da olabilir? Hangi AVM (alışveriş  merkezı) mescit-ibadet bölümü açabilir? TAV, Ramstoore (Türk şirketleri) olmasına rağmen girişimden çok uzak kaldığımızı gösteriyor. 10 yıl milliyetçi (hristiyan-demokrat) iktidarından sonra da kolay olmayacak çünkü siyasi amaçlı karşı geleceklerini bilmeliyiz. Milliyetçi parti bilhassa muhalefet döneminde bu fırsattan yararlanmayı en iyi beceriyor ve işin içindnen çıkılması imkansızlaşacaktır. Macaristan Başbakanı Viktor Orban otoriterliği ile Avrupa’nın Putin’i tanımlanıyorsa, ülkemiz Makedonya’da otoriter bir Başbakanda Putin özentisi olmayacak mı? İstifasını yolsuzluklardan dolayı (?) vermek zorunda kalan eski Başbakan N.Gruevski’ye destek verenler arası Türkler ve Türk partisi (TDP) sorumluluğunu soydaşımız cezalandırmalıdır. İstanbul Darülaceze, onarılan Van Akdamar kilisesi ve Edirne sinagogu bizim için iyi örnekler, anayasa ve yasal haklarımız sınırlarında eşitsizliğe fırsat vermemek için mücadelemiz gerekiyor. Tek etnik, dinli bir köy yahut ortamda cami-kilise inşası kolay, çok etnik, dinli, kültürlü bir köy ve ortamda zorlaşıyor.Ülkemizin yapısı bizleri daha dikkatlı, sağduyulu ve birleştirici olmamızı gerektiriyor. Ülkemiz ve Türkiye arası siyasi ilişkiler gözden geçirilmelidir çünkü geçmişte suistimallerin çoğaldığını görüyor ve hissediyoruz.

13472346_1000969653325914_1757581061_n 13479236_1000969783325901_626509408_n 13499506_1000970236659189_561089931_o 13467705_1000970336659179_1748557692_o 13453234_1000970513325828_572086512_o 13492931_1000970789992467_201949653_n 13474117_1000970926659120_1808031965_n 13473692_1000971176659095_1443591125_n 13467438_1000971223325757_636661715_o 13487728_1000971529992393_538609204_n