Celil Ahmed: Etnik Siyaset Neden!

Fransız siyasi ve askeri tarihine kendini altın harflerle yazdıran, yaşadığı bölgenin sınırlarını aşarak dünya tarihinde yer bulmuş, birçok alanda ilklere imza atan bir şahıs olan Napolyon Bonapart’ın sözüyle ‘’Ülkelerin kaderlerini coğrafyaları belirler’’ diyerek, ünlü düşünür İbn-i Haldun’un ‘’Coğrafya kaderdir’’ tezini ve tespitini teyit eder gibi çok yerinde bir ifade kullanmıştır. Bu sözden yola çıkarak insanoğlunun 5 bin yıl küsur yazılı tarihini inceleyerek ne kadar da doğru olduğunu saptayabiliriz. Akabinde çerçeveyi daraltırsak ve Balkan yarımadasına gözlerimizi çevirirsek yüzyıllar boyunca yaşanan dinamiklerin sis perdesini aralamış oluruz. Asırlar öncesinden Balkan bölgesi tarihe derin izler bırakmış, Yunan şehir devletleri, krallıklar, prenslikler, imparatorluklar, federasyonlar, adı ne olursa olsun, yönetim biçimi ne olursa olsun, konumu itibariyle literatüre geçen Doğu ve Batı dünyasının hem üssü hem de geçiş yolları olduğundan her zaman güçlerin odak noktasında olup sürekli bir çatışma içinde kendini bulmuştur. Bölgenin tarihi ve siyasi ‘’zenginliği’’ birçok analiz ve araştırmaya tabi tutulup diğer ülkelere örnek olup karşılaştırılmıştır. Ancak tarihi bugünkü koşullara bağlı kalarak yargılayamayız, fakat çok önemli dersler çıkarabiliriz, yeterki bölgeyi ve süreçleri mercek altına aldığımızda gerçekçi ve önyargısız yaklaşımla bakarsak, şeffaf tespit ve yorumlarla herkesin yararına sonuçlar elde ederiz.

Tüm birikimin ardından, kendince siyasetçi diye geçinen kesime haykırırcasına, arşivlerin varlığından, tarihi eserlerin kaynaklarından, güncel olayların faaliyetleriyle birlikte dikkatli ve düzgün bir çizgiden yürümeleri hayati önem taşır, yoksa geçmişte yapılan tüm yanlışların tekerrür etmesi kaçınılmazdır.

Yaşadığımız bölgeye bir parantez açarsak, Makedonya Cumhuriyeti’ne baktığımızda ve bir alt noktada vurgu yapılan etnik siyaset adı altında Türk siyasilerin hareketlerini takip edersek, nekadar da sığ hareket kabiliyetine sahip olduklarını görmekteyiz. Etnik siyaset yapmaya sahip olduklarından ziyade onu kullanmaya zoraki olduğunu savunmaktalar aslında. Tabi bu durum Makedonya Cumhuriyeti Anayasası’nda kabul gördüğünden, kurucu unsur olarak Türklerin de yer aldığından buna binaen yeni çözümler üretemediğinden daha doğrusu kalıplara hapsolmuş olduklarından karanlık bir geleceğe doğru ilerlemekteyiz. Elbette bu alanda yapılan yanlışarın sonuçları gelecek nesillere büyük zararlar yaşatacaktır. Konu etnik siyaset yapılsın veya vazgeçilsin değildir, yapıldığı sürece hak hukuk ve elbette diğerlerini yadırgamadan, ilişkleri bozmadan, kendini alt veya üstün görmeden bir uyum içerisinde çözüm alanları yaratılsın. Tüm bunlar zaten Anayasada belirtilmiştir.

Elbette tüm devletler etnik siyaset yapmaktadır, bunun en bariz örneği ve kefen biçilmiş terimi de ‘’milli çıkar’’dır. Herşey milli çıkarlar üzerine endekslidir. Ancak toplum içerisinde etnik siyaset yapmak bir cerrah kadar dikkatli ve özenli ameliyat yaparcasına yapılmalıdır, yaraları deşmek için değil, hastayı iyileştirmek içindir. Çünkü medeniyet açısından etnik siyaset tehtid olarak görülmektedir. Türk partileri Makedonya Cumhuriyeti siyasi arenasında kendilerine yer bulmak istiyorlarsa, ortak bir hedef sonucunda kökten bir değişime gitmelidirler, 25 yıl önceki öncelikler şimdi artık önem arz etmeyebilir veya tam tersi, Avrupa Birliği entegrasyonu sürecinde, milli ve manevi değerlerimiz ve çıkarlarımız doğrultusunda, bir iki milletvekilinin mecliste temsiliyle bir sonuç elde edilemez. Mesela Arnavut siyasi kanadına göz atarsak, son seçimlerde aslında çok da önemli bir gelişme yaşanmadı, BESA partisinin her nekadar fark yarattığı gözükse gibi aslında memnun olmayan diğer partilerin seçmenini yanına çektiğini gösteriyor, farklı olduğundan değil, karşı tarafın tabanının hoşnutsuzluğundan yararlanarak sonuç aldı.

Son yaşanan güncel olaylarda ve yapılan son seçimlerde görülmüştür ki Makedonya Cumhuriyeti vatandaşları, bu tip siyasetten arınıp daha fazla ‘’açık toplum’’ tezi üzerine odaklanmıştır. Yeni hükümetin de bu yönde ‘’tek toplum’’ yorumları izlenilen yolu teyit etmektedir. Toplumun dinamiklerini okumuş ve uygulamaya geçirmiştir. Kanaatimce Makedonya Cumhuriyeti vatandaşları da bu tarz politikaları gelecekte düzlükte görmek için çabalarını esirgemeyecektir ve siyasileri ödüllendirecektir.

Çok da uzaklara gitmeyip daha birkaç yıl öncesine kadar eski Sağlık Bakanı görevinde bulunan İmer Selmani de bu yönde adımlar atmış fakat sonunda hüsrana uğramıştır. Etkin etnik siyaset yapan bir partinin mensubu olarak Bakanlık görevi esnasında başarılı ve liberal bir portre çizip kamuoyunda kendisine karşı pozitif bir sempati yaratılmıştır, bununla yetinmeyip Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılıp sürpriz bir şekilde yüksek oranda oy almıştır, neden, tabiki ‘’açık toplum’’ yönünde konuşmaları ve ifadeleri olduğundan, ki bu esnada oyların çoğunu Makedon seçmeninden almayı başardı. Sonrasında Yeni Demokrasi isminde parti kurdu ve ilk seçimlerde siyasi tarihin sayfalarına gömüldü, neden mi, medeniyeti terk edip etnik siyasete göz kırptı.

Yeni yönetim öngördüğü plan ve programları bir bir yerine getirmeye başladı, tek toplum üzerine dayalı reformlar da uygulamaya konuldu, bu da halkta güven ve ferahlık yaratıyor, devlet kurumları tekrar işlevsel hale geliyor.

Türkler yine etnik siyaset mi yapacak, yoksa kalıplarını kırıp yeni dinamiklere yön veren bir aktör mi olacak yada bu gidişatla Makedonya siyaset perdesinde vitrin kuklası olmaya devam mı edecek!

Uyum içinde, milli değerlerimizi zedelemeden… Değişim şart…