Cabir Doko: Değişim Rüzgarları

Tarihte bazı anlar, gelişmeler vardır ki insanlık adına pozitif anlamda derin iz bırakmışlardır. Yakın çağdan; İkinci Dünya Savaşı’nın sonlandırılması, insanlığın uzaya çıkması  ve daha sonra Ay’a ayak basması, Berlin Duvarı’nın yıkılması aklıma ilk gelenler.

Son yıllarda sancılı bir dönemden geçen ülkemiz geçtiğimiz hafta yeni bir hükümete kavuştu. Böylece uzun süredir devam eden siyasi krize de nokta konulmuş oldu. Ancak bu çok beklenen iktidar değişimi toplum ve ülke adına yepyeni bir başlangıcın habercisi. Ülke insanımız için “gruevizm’’in yıkılması anlamına geliyor. Bu açıdan değerlendirildiğinde bağımsızlık tarihimizin en önemli anlarından birine şahitlik ettiğimiz kanısındayım.

Yeni hükümetin kurulmasını Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla eşdeğer görmem hiç de abartılı değildir. Çünkü 11 yıllık VMRO-DPMNE iktidarında toplumun her alanında ‘duvarlar’ örüldü. Bu ayrıştırıcı politika sayesinde Gruevski saltanatını sürdürmeye çalıştı ve büyük oranda da emeline ulaştı. Ancak hak verirsiniz ki 11 yıl boyunca örünen bu duvarlar ülkemizi soğuk, karanlık bir labirente dönüştürdü. İnsanımız birbirinden ayrı gayrı, kopmuş bir şekilde yaşadı. Bu da yapay bir nefretin, krizlerin ve geniş bir izolasyonun peydah olmasına yol açtı.

Artık havada özgürlüğün ferahlığı hissedilmeye başlansa da gruevizmin geride bıraktığı travmalar o kadar derin ki, kamuoyu hala Gruevski’nin tarihin tozlu sayfalarına gömüldüğünün tam olarak farkına varamamış durumda. Rehabilitasyon süreci uzun sürecek gibi görünse de iyi bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim.

Her şeyden önce Zaev ve ekibinin pozitif bir başlangıç yapması takdire şayandır. Zira, Zaev kabinesini de oluştururken profesyonelizme ve ortak değerlere önem vereceği mesajını iletmişti. Bunu pratiğe de yansıtmış gibi görünüyor. Hükümet binasının kapılarını gazetecilere ve vatandaşlara açmış olması ülkemizin şeffaflaşması ve demokratikleşmesi açısından önemli bir adımdır. Bina etrafındaki 700bin avroluk demir parmaklıkların kaldırılma fikri de insan odaklı bir düzenin habercisidir. Bir de yenilenmiş halinin kamuoyuna ilk defa açılan hükümet binasındaki lüks ve Gruevski’nin kompleksleriyle karşı karşıya kalmamız ayrı bir başlıkta irdelenmesi gereken çarpıcı bir konu olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Yeni hükümet daha ilk haftada pozitif adımlar atarak vatandaşların yüreğine su serpti. Eğitim sistemini bertaraf eden dıştan denetim sınavının kaldırılması, sübvansiyonların,  emekli maaşlarının ve bursların zamanında yatırılması, doğal afetlerle boğuşan kriz bölgelerine hızlı ve samimi müdahale herkesçe olumlu karşılandı. Bütün bu süreçte şeffaflık ve iletişim düzeyinin en üst seviyede olması toplumumuz adına alışıla gelmemiş ve takdire şayan bir durumdur. En sonunda vatandaşımız değerli konuma geldi ve en önemlisi her birey insancıl bir yaklaşıma tabi tutuluyor.

Birkaç gün önce devlet televizyonu MTV’da 9 farklı medya kuruluşunun cevaplarını çekinmeden, samimiyetle ve açıkça cevaplayan başbakan Zaev tabiri caizse demokrasi dersi verdi. Programda verdiği optimist tutum halkımıza da olumlu yansıyacaktır düşüncesindeyim. İnsanımız güzel gelişimelere, haberlere susamış durumda. Ancak beklentiler büyük olsa da, belli bir süre sabır göstermek ve yeni hükümetin adapte olmasına da fırsat vermeyi unutmamak lazım. Çünkü Gruevski ve çetesi arkalarında bir enkaz bıraktılar.

Etnik, dini, sosyal, siyasi kimlik gözetmeksizin, herkese hayat getirme sözüyle yola çıkan yeni hükümet ilk haftayı gayet aktif ve olumlu geçirdi. Temennimiz bu değişim rüzgarlarının devam etmesi ve ülkemizin bir an önce her alanda ayağa kalkmasıdır.

Karanlık dönemi unutup, önümüzdeki güneşli günlere bakma zamanı geldi!