Batan Geminin “malları”! – Cabir Doko

Sayın okuyucu, bu yazıyı ele alırken amacım siyasi propaganda yapmaktan çok, hepimizin bildiği bazı noktalara kısaca dikkat çekmek ve yaklaşan yerel seçimler öncesi hafızamızı şöyle bir tazelemek. Bu yüzden siyasi önyargılarınızı bir kenara bırakıp yazıyı o şekilde okumanızı sizden istirham ederim.

Ülkemiz ciddi bir siyasi krizi geride bırakarken, aynı zamanda 11 yıllık bir iktidarın da sonu gelmiş oldu. Siyaset alanında uzman olan kişiler bu karanlık 11 yılı “gruevizm” olarak tanımlıyorlar. Sizin de anlayacağınız üzere 11 yıllık iktidar yönetim şekli, biçimi ve metodlarıyla katı rejimlere benzetiliyor. Bu tip rejimler normal ülkelerde daha yıllar önce rafa kaldırıldı, Avrupa’da bu tip bir rejimin son örneği bizdik desek yanlış olmaz.

Başbakanın açık açık tehditler yağdırdığı, başka kişilere fiziksel saldırılar organize ettiği, kendisi gibi düşünmeyenleri işinden ettiği bir ülke normal bir toplum olabilir mi? İçişleri bakanının ırkçı ve faşist bir yaklaşım sergilediği ve gerekirse Arnavutlara savaş açarız dediği, faili meçhul cinayetlerin günden güne arttığı, iktidarı elinde tutan ailenin 7 milyar avro’yu zimmetine geçirdiği ortada olan kişilere tekrar devlet emanet edilebilir mi?!

Onu geçtim,  toplumun her kesimini kontröl altında tutabilmek için hem binlerce vatandaşı, hem de en yakın işbirlikçilerinin yıllarca telefonlarını dinleyen bir şahıs nasıl olur da siyasette ektin röl alabilir?! Bu telefon kayıtlarının sadece küçük bir bölümü bile analiz edildiğinde Makedonya’nın yıllarca organize bir terör örgütü tarafından yönetildiği gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Ve evet, bütün bu delillere ve gerçeklere göz yumup Gruevski ile siyasi ortaklığa devam eden her siyasi parti bu suç şebekesinin bir halkasıdır ve tarih bunu unutmayacaktır.

VMRO-DPMNE ve koalisyon ortakları 2017 yerel seçimlerine “yeni bir devir” parolasıyla girdi. Gruevski ve yıllarca yüzlerce yolsuzluğa karışmış partnerlerinin yeni bir devir vaat etmesi en başarılı black comedy (kara mizah) filmlerinde bile rastlanır bir durum değil. Bir kez daha Gruevski ve yalakaları halkın fikir yapısına hakaret edercesine bir parolayla karşımıza çıkıyorlar. Gruevski, Hasipi, Yakimovski, Zingo, Stoilkoviç, Saraç, Amdi Bayram, Ugrinovski gibi siyasi figürlerle yeni bir dönem, devir sunmak mümkün müdür? Tarçulovski gibi azılı bir savaş suçlusunun aday gösterildiği bir koalisyon nasıl olur da etikten, insanlıktan ve adaletten bahsedebilir?

Batan bir geminin kokuşmuş birer parçası olan bu şahıslar bir an önce Makedonya siyasi sahnesinin en derin ve ücra noktalarına gömülmelidirler. Onlar tarihin derin sularına gömülürken sizi, yakınlarınızı ve çocuklarınızın geleceklerini de alıp götürmelerine asla ama asla izin vermeyin! Gruevski ve ortaklarına atılmış olan her oy; faşizme, yolsuzluğa, hırsızlığa, karanlığa atılmış bir oydur. Kendimizi kandırmak için mazeret üretmenin hiç ama hiç faydası yok.

Bu yüzden Pazar günü paravan arkasına geçtiğimizde ve oy pusulasını elimize aldığımızda vicdanımızı da önümüze koyup oy kullanmalıyız. O paravanın arkasından çıktığımızda ya ellerimiz kirli, ya da vicdanımız temiz olacak. Seçim bizim!

11 yıldan sonra aynı hatayı tekrarlarsak kusura bakmayın ama bu durumda tek suçlu kendimiz olmuş oluruz. Hem bizim hem de ülkemizin bir 11 yılı daha kaybetme gibi bir lüksü yok.

2017 yılında hala kanalizasyon, anaokulu, derslik, spor salonu, temiz hava, su gibi temel şeylerin eksikliğinden bahsediyorsak geçen yıllarda bir yerlerde ciddi bir hata yapmışız demek! Bu hatalardan hepimizin ders çıkardığını ümit etmekteyim.

Avrupai, çağdaş, şeffaf, özgür ve demokratik bir toplum için 11 Aralık seçimlerinde atmış olduğumuz adımı hadi hep birlikte devam ettirelim.

Kendini hep bir boksör olarak tanıtan Gruevski ve çetesini nakavt edecek olan darbeyi yine tükenmez kalemimizin yardımıyla indirelim!

Çünkü herkes önemli, çünkü herkes insanca yaşayabilmeli!