Adnan Kâhil: Bizim İçin Önemli Olan Türkiye Cumhuriyeti’dir

Türk Hareket Partisi (THP) Genel Başkanı Prof.Dr. Adnan Kâhil, dün akşam TV21’de yayınlanan ve Makedonya’nın en fazla izlenen tartışma programları arasında yer alan Click Plus’a konuk oldu. Türkiye’deki referandum, Balkanlar ve Arvupa Birliği konulu programa Kâhil ile birlikte, milletvekili Prof.Dr. Ferit Muhiç ve gazeteci İsmet Koçan katıldılar.

THP Genel Başkanı Adnan Kâhil’in programdaki en çarpıcı sözleri şu şekildeydi:

– Türkiye’de gerçekleşen referandum sonuçlarını Makedonya’daki Türkler arasında kutlayanlar oldu, ama eleştirenlere rastlamadım. Türk Hareket Partisi olarak biz referandum sonrasında Türkiye’deki ilgili kişi ve kurumlara tebrik mesajları yolladık. Parti olarak bizim düşüncemiz Recep Tayyip Erdoğan’ın tek kişilik bir yönetim inşa etme niyetinin olmadığı yönünde. Türkiye’de demokratik kapasite ve şekille gerçekleştirilen referandumu selamlıyoruz, parti olarak bizim için önemli olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Burada yaşayanlar değil, orada (Türkiye’de) yaşayan halk kendi geleceği için karar verendir.

– Diaspora denilen şey, yurt dışına çıkmış ve çalışan kişilerdir. Biz Makedonya Türkleri, Türkiye’nin diyasporası değiliz, ne vatandaşlığımız ne de oy hakkımız vardır.

– Parti olarak biz hiçbir zaman AK Parti’yi eleştirmiş değiliz. Bizler sadece Türkiye’deki durumu takip ediyoruz. Türkiye’de hangi siyasi parti kazanırsa kazansın, o parti Türk halkının sesi demektir, biz bu durumu her zaman selamlıyor ve saygılıyoruz. Bu doğrultuda sonucu ne olursa olsun, yıllardır zemini hazırlanan ve nihayetinde gerçekleştirilen referandum demokratik bir eylemdir. Ve bu durum sadece bir başlangıçtır. Unutmamalıyız ki Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yıla yaklaşan bir parlamenter demokrasi geleneği vardır ve kendilerine en uygun neyin olduğuna karar verebilecek siyasi anlayışa sahiptirler.

– Eklemek istediğim bir diğer husus da Türkiye Cumhuriyeti’nde önemli bir demokratik kapasitenin varolduğudur. Gerçekleşen referandum ile gördük ki insanlar kararlarını vermekte özgürdürler, sokağa çıkıp protesto haklarını kullanabilmektedirler, bütün bunlar parlamenter demokrasinin kapsadığı şeylerdir.

– Türkiye’de referandum sürecinden sonra, tansiyonun düşeceği, iktidar ile muhalefetin konuşup kardeşçe ortak bir dil bulacakları inancındayım. Türkiye, sözkonusu bu yeni yönetim biçiminin kendisine ne gibi getirileri olacağını düşünmüş ve düşünüyordur. Batılı devletler buna karşı gelebilir ama ortada Türkiye’nin küresel güç olma hedefi ve potansiyeli vardır.

– Ben bir Türk ve Makedonya vatandaşı olarak bazılarının arzu ettiği ve göstermek istedikleri gibi bu ülkede misafir değilim, buradan gitme gibi bir niyetimiz yoktur. Bu ülke diğerlerinin olduğu kadar biz Türklerin de ülkesidir.

– Avrupa Birliğine üyelik konusunda Türkiye ve Makedonya’yı karşılaştıramayız. Türkiye’nin birliğe alınmaması ve Makedonya’nın birliğe alınmamaları farklı nedenlere dayanıyor. Ama Avrupa Birliğinin farklı ülkelere farklı standartlarının olduğu açıktır.

– Makedonya’da seçimler sonrasında oluşan yeni bir Meclis çoğunluğu var, fakat hükümet kurmamıza izin verilmiyor. Şimdi buradan (Makedonya’dan) birilerinin çıkıp Türkiye’de %51 ile geçmiş bir referandumu kötüleyip orasını diktatörlük ilan etmeleri saçmalıktır.

– Makedonya’da çoğunluğun tercihine saygı gösterilip, yasalar ve Anayasa çerçevesinde hükümetin kurulacağı düşüncesindeyim. Bu durumun dışında olabilecek herşey diktatörlüğü getirebilecek şeylerdir. Avrupa hedeflerinden tamamiyle sapmamıza sebep olabilecek şeylerdir.